Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız  #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti….. Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti…..

19-Jun-2018
Toplam: 1848 biyografi

Ağustos Ayında Kaybettiklerimiz

Kategori A
Dogum Tarihi 00.08.0000
Ölüm Tarihi 00.08.0000
Öleli tam 19 gün 10 ay 2017 yil Olmus :(
Görüntülenme: 859
Paylaş

Biyografisi


İsmail Galip ARCAN (d. 1894, İstanbul – ö. 8 Ağustos 1974, İstanbul 35. ölüm yıldönümü) Oyun Yazarı, Tiyatro ve Sinema Oyuncusu

1909 yılında henüz 15 yaşındayken, tiyatroya olan ilgisi nedeniyle lise eğitimini yarıda bıraktı. Ahmet Fehim Efendi’nin Topluluğunda Oyunculuğa başladı. 1910 yılında, Burhanettin Tepsi’nin kurduğu Burhanettin Tiyatrosu’na katılarak turneye çıktı. 1914 yılında Darülbedayi’ye katılan Arcan, yeteneği sayesinde ilerledi ve kurumun o zamanki yönetimine seçildi. 1920 yılında Fransa’ya giderek, Fransa Eğitim Bakanlığı’nın desteğiyle Tiyatro konusunda araştırmalar yapmaya başladı, Comédie-Française ve Théatre L’Odéon’da (Paris) çalıştı.

Türkiye’ye döndükten sonra Raşit Rıza Efendi Topluluğuna girerek burada oyunculuk yaptı. Sanatçı bir yandan da oyun yazarlığı denemelerinde bulunmaktaydı. 1923 yılında ikinci Fransa gezisine çıktı. İsmail Galip Arcan, Türkiye’ye dönmesinin ardından, Muhsin Ertuğrul’un Ferah Tiyatrosu’na girdi. Topluluğun dağılmasından sonra Almanya’ya giderek, Berlin’de Alman Tiyatrosu üzerine araştırma ve inceleme çalışmaları yaptı. Türkiye’ye gelince Şehir Tiyatrosu’nda yönetmenlik yapmaya başladı. Oyun yazarlığı, tiyatro çevirmenliği gibi çalışmalarına, sinemayı da ekleyen Arcan, Bican Efendi adlı bir karakteri canlandırmıştır. 1941 yılında “Tiyatroda Makyaj”, 1947’de ise “Tiyatroda Diksiyon” adlı iki de kitap yayımlayan sanatçı, Türk Tiyatro ve Sinemasına önemli katkılarda bulunmuştur.

Rol aldığı bazı oyunlar
• Bir Kavuk Devrildi
• Kafatası
• Ayak Takımı Arasında
• Kral Lear
• Kibarlık Budalası
• Kral Oidipus
• Akif Bey
• Tabib-i Aşk
• Venedik Taciri

Filmografisi
• İlk ve Son – 1955
• Çılgınlar Cehennemi – 1954
• Ölünceye Kadar Seninim – 1949
• Bir Dağ Masalı – 1947
• Yuvamı Yıkamazsın – 1947
• Senede Bir Gün – 1946
• Hürriyet Apartmanı – 1944
• Kıskanç – 1942
• Bir Kavuk Devrildi – 1939
• Aynaroz Kadısı – 1938
• Aysel Bataklı Damın Kızı – 1935
• Cici Berber – 1933
• Karım Beni Aldatırsa – 1933
• Bir Millet Uyanıyor – 1932
• İstanbul Sokaklarında – 1931
• Kaçakçılar – 1929
• Ankara Postası – 1928
• Boğaziçi Esrarı – 1922
• Bican Efendi Mektep Hocası – 1921
• Bican Efendi’nin Rüyası – 1921
• Himmet Ağa’nın İzdivacı – 1918
• Bican Efendi Vekilharç – 1917
• Büyük Sır- 1956

Selim Naşit ÖZCAN ( 1928-2000)

Büyük Tuluat Ustası Naşit Bey ile kantocu Amelya Hanım’ın oğlu olarak 1928’de İstanbul’da dünyaya geldi. Ermeni asıllıdır. Çocukluğu, Şehzadebaşı’ndaki Millet Tiyatrosu’nun üstündeki dairede kızkardeşi Adile Naşit ile sahneyi izleyerek geçti. Babaları desteklemese de her iki kardeş de tiyatroya gönül verdiler ve ilk defa Cumhuriyetin 10. Yıl Kutlama Gecesi’nde aynı sahneyi paylaştılar.

Selim Naşit,1943 yılında Ticaret Lisesinden ayrıldıktan sonra ilk defa profesyonel olarak Muhlis Sabahattin’in Operet Topluluğunda, “Gül Fatma Operetinde” rol aldı. Kısa bir süre sonra Muammer Karaca Operetine geçti ve Muammer Karaca’nın yanında 16 yıl boyunca çalıştı.

1961’de kardeşi Adile Naşit ve eniştesi Ziya Keskiner ile Ankara’da babaları adına kurdukları Naşit Tiyatrosu’nda çalıştı. Daha sonra Elhamra İstanbul Tiyatro Sahnesi’ni Toto Karaca, Sururiler ve Muzaffer Hepgürler ile paylaştı. 1966’da Gönül Ülkü – Gazanfer Özcan Tiyatrosu’na geçerek kardeşi ve eniştesi ile tekrar buluştu. 1979’dan itibaren Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda, Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda, Karşı Tiyatro’da çalışan, 18 yıl Akbank Çocuk Tiyatrosu’nda yer alarak tiyatroda yarım asrı geride bırakan Naşit, 300’e yakın oyunda rol aldı.

Selim Naşit Tiyatro’da en son Tiyatro Stüdyosu’nun Histeri oyununda rol almıştı. Naşit bu oyundaki rolüyle tiyatro kariyerinin ilk elle tutulur tiyatro ödülü olan Afife Tiyatro Ödülleri En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülünü kazandı.
Selim Naşit birçok da televizyon dizisinde de rol almıştı. Senaryosunu Can Barslan’ın yazdığı “Gülşen Abi” dizisinde gazete patronu rolüyle hafızalarda yer eden sanatçı son olarak “Zilyoner” adlı TV dizisinde oynamıştı. Onu geniş kitlelere tanıtan bir diğer yapım ise Ömer Vargı’nın yönettiği Her Şey Çok Güzel Olacak adlı sinema filmiydi. Bir milyondan fazla seyirciyi sinemaya çeken filmde Naşit buradaki rolüyle Sinema Yazarları Derneği’nin (SİYAD) En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’ne değer görülmüştü. Selim Naşit Sinemada da 60’a yakın filmde rol aldı.

Türk tiyatrosunun Baba lakaplı sanatçısı Selim Naşit, 54 yıllık sanat yaşamında hep küçük rollerde ‘elle tutulur nüanslarla’ karakterler yaratmayı başardı.

Ömrünün son yıllarını kanserle mücadelesi yüzünden sahneden ayrı geçirdi. Tedavi gördüğü Kadıköy Şifa Hastanesi’nde pankreas kanserine yenik düşerek 18 Ağustos 2000 tarihinde 72 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Ahmet FEHİM ( 1856-1930)

Düzenlediği turnelerle Tiyatro Sanatının Anadolu’da tanınmasına ve yaygınlaşmasına öncülük eden tiyatro ve sinema sanatçısı, yönetmen Ahmet Fehim Bey, 2 Ağustos’ta İstanbul‘da öldü.

1856′ da İstanbul’da doğan Ahmet Fehim Bey, Tophane Sanayi Mektebi’nde okudu. Bir süre tersanede tornacılık yaptıktan sonra ilk kez 1876’da Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahneye çıktı.

Gülllü Agop’un yönettiği İki Sağırlar oyununda, uşak Bonifas rolündeki başarısıyla Tomas Fasulyeciyan’ın dikkatini çekti ve 1879′ da topluğuyla Bursa’ya gitti. Burada Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere uyarlamalarında rol alan Fehim Bey, özellikle ilk sahne dekoru uygulamasını da gerçekleştirdiği Zor Nikah’taki oyunuyla ünlendi.

Ahmet Vefik Paşa’nın valilikten ayrılmasıyla Bursa’daki tiyatro çalışmaları sona erince Fasulyeciyan gurubuyla Filibe, Edirne, Çanakkale, Trabzon, Ordu illerini de kapsayan uzun bir Anadolu turnesine çıktı ve turnenin bitiminde Ankara’ da kaldı. Burada çeşitli tiyatro çalışmaları yaptı ve konserler düzenledi. İstanbul’a dönüşünde Osmanlı Komedi ve Vodvil Heyeti’ni kurdu, bir süre sonra Mınakyan’ın Osmanlı Dram Kumpanyası’na katıldı. II. Meşrutiyet’ten sonra çeşitli tiyatro toplulukları kurarak Anadolu turnelerine çıktı.

Meşrutiyet’in ilk günlerinde Şemsettin Sami’nin Besa, Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre oyunlarını sahneye koydu ve yönetti. I. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Darülbedayi-i Osmani’de, Sanat Yönetmeni Andre Antoine’in çağırısıyla komedi bölümü öğretmeni oldu. 1919’da Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Mürebbiye filmini yönetti ve başrolünde oynadı. Aynı yıl Binnaz filminde yönetmenlik yaptı. 1926’da Vakit Gazetesi’nde yayımlanan anıları 1977’de Ahmet Fehim Bey’in Hatıraları adıyla kitaplaştırıldı.

Can YÜCEL(1926 – 12 Ağustos 1999- 10.ölüm yıldönümü).

Dünyaca tanınan modern Türk şairdir. Kullandığı kaba ama samimi dil ile Türk şiirinde farklı bir tarz yaratmıştır.

Hayatı
Can Yücel, 1926’da İstanbul’da doğdu.Hasan Ali Yücel’in oğludur. Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı. Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum’da turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.

Son yıllarında Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde ÖDP`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça’ya gömüldü.

Yazarlığı
Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında `Yenilikler`, `Beraber`, `Seçilmiş Hikayeler`, `Dost`, `Sosyal Adalet`, `Şiir Sanatı`, `Dönem`,`Ant`, `İmece` ve `Papirüs` adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları `Yeni Dergi`, ‘Birikim`, `Sanat Emeği`, `Yazko Edebiyat` ve `Yeni Düşün` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao’dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkum oldu. 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla “Rengahenk” adlı kitabı toplatıldı.

1962’de İngiltere’deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.

Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında `Yazma` adlı kitapta toplamıştır.

Can Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel’in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. ‘Maaile’ şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: eşi, çocukları torunları, babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. ‘Küçük Kızım Su’ya’, ‘Güzel’e’, ‘Yeni Hasan’a Yolluk’, ‘Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim’ bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.

Can Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare’in ünlü ‘to be or not to be’ sözünü ‘bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin’ şeklinde Türkçeleştirmiştir. 1959’da ilk baskısı yayımlanan ‘Her Boydan’ adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçeye çevirmiştir..

Eserleri
• Yazma (1950)
• Her Boydan (1959, Çeviri Şiirler)
• Sevgi Duvarı (1973)
• Bir Siyasinin Şiirleri (1974)
• Ölüm ve Oğlum (1976)
• Şiir Alayı (1981, ilk dört şiir kitabı)
• Rengâhenk (1982)
• Gökyokuş (1984)
• Beşibiyerde (1985, ilk beş şiir kitabı)
• Canfeda (1985)
• Çok Bi Çocuk (1988)
• Kısa Devre (1990)
• Kuzgunun Yavrusu (1990)
• Gece Vardiyası (1991)
• Güle Güle-Seslerin Sessizliği (1993)
• Gezintiler (1994)
• Maaile (1995)
• Seke Seke (1997)
• Alavara (1999)
• Mekânım Datça Olsun (1999)
• En Uzak Mesafe
• Benim adım firuzansa ne olayım
• Cazcı firuzan (1997)
• hotuhların dramı

Çevirileri
• Hamlet (Shakespeare)1992. İstanbul: Papirüs Yayınları, 1996.
• Bahar Noktası (Bir Yaz Gecesi Rüyası’nın çevirisi) (Shakespeare) 1981. İstanbul: Papirüs Yayınları, 1996.

Nail Abbas SAYAR (21 Mart1923, Yozgat – 12 Ağustos 1999, İzmir- 10.ölüm yıldönümü)

Türk köy edebiyatında önemli yeri olan Türk romancısı ve şairdir.

Yaşamı
21 Mart 1923 tarihinde Yozgat’ta doğdu. 1941’de Yozgat Lisesi’ni bitirdikten sonra 1945 yılında evlendi ve İstanbul’a yerleşti. Dört dönem İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türkoloji eğitimi aldı ancak eğitimini yarıda bırakarak Yozgat’a döndü. Bir süre çiftçilikle uğraştı. Yeniden İstanbul’a giderek matbaa kurdu, 1953’te Yozgat’a dönerek İstanbul’daki matbaasında 15 günde bir çıkarttığı gazeteyi Yozgat’ta yayımlamaya devam etti ve böylece şehrin Bozlak adlı ilk yerel gazetesini çıkarttı. Yozgat’ın Bozok ve İleri gazetelerinde çeşitli yazıları yayımlandı. Kısa bir süre politika ile ilgilendi. Yozgat Demokrat Parti müteşebbis heyeti kurucuları arasında yer aldı ama politikaya olan ilgisini kısa zamanda yitirdi.

11.07.1989 yılında Ayvalık Lisesi Edebiyat Öğretmeni Hanife Ender Sayar’la ikinci evliliğini yaptıktan sonra Ayvalık, Balıkesir’e yerleşti. Edebiyatın yanısıra resim sanatı ile uğraştı. 1990’larda Ankara, Antalya, Ayvalık ve İzmir’de sergiler açtı. 04.08.1999’da yatağında uyurken, gece yarısına doğru fenalaşarak beyin kanaması geçiren Sayar, bir hafta sonra 12 Ağustos 1999 tarihinde-9 Eylül Ünv. Tıp Fakültesi-İzmir ’de hayatını kaybetti. Mezarı Yozgat’tadır.

Abbas Sayar’ın bir oğlu vardır. Yozgat’ta askeri gazinonun bulunduğu bir sokağa adı verilmiştir.

Edebî Yaşamı
Yazmaya şiir ile başladı. Toplam 6 şiir kitabı yayımladı. Bu kitaplar çok dar bir çevrenin dışına çıkmadığından bugün bilinmemektedir. Ancak daha önce yayımladığı tüm şiirleri 1992 yılında derlenip Boşluğa Takılan Ses adıyla kitaplaştırılmıştır. 1999’da ölümünden sonra derlenebilen şiirleri ise Şiirler adıyla yayımlanmıştır.

1950’lerde roman türüne geçti. İlk romanı Yılkı Atı’nı yazdıktan yaklaşık on – on beş yıl sonra 1970’de yayımladı. Yılkıya bırakılan bir atın doğadaki yaşam savaşını anlatan ve arka planda köy halkının yoksulluğu ve çaresizliğini sergileyen roman daha sonra filme uyarlanmıştır.

Yılkı Atı’nı yayımladıktan sonra ikişer yıl arayla romanlarını yayımlamayı sürdürdü. 1972’de yayımladığı Çelo, radyo oyununa (Nebahat Abla’yı Yitirdik adıyla)uyarlanmış; 1974’te yayımladığı Can Şenliği ise TV1’de dört bölümlük bir dizi film olarak gösterime sunulmuştur.

Yazarın tek öykü kitabı Yorganımı Sıkı Sar 1976’da, Dik Bayır adlı romanı 1977’de yayımlandı. Takip eden yıllarda Tarlabaşı Salkım Saçak (1987, roman), Anılarda Yumak Yumak (1990, anı-roman), Boşluğa Takılan Ses(1991, şiir), Noktalar (1991, vecizeler) adlı kitaplarını yayımladı.

Abbas Sayar’ın yapıtları köy edebiyatı kategorisinde değerlendirilir. Yapıtlarında genellikle Orta Anadolu’yu anlatır. Romanlarında Türk köylüsünün nasıl yaşadığını bilmek, öğrenmek ve yaşam koşullarını değiştirmek gerektiğini aydınlara ve politikacılara haykırır.

El Eli Yur El de Yüzü adlı romanında ise politika ile uğraştığı dönemdeki anılarından yola çıkarak; 1954-1957 seçimlerinde Zağcıoğlu köyünün genel durumu, köylünün politikacılara bakışı; politikacılarla köy halkının birbirlerinden beklentileri nibir kara mizah örneği olarak gözler önüne serer.

Ödülleri
• 1971 – TRT Roman Başarı Ödülü, Yılkı Atı
• 1973 – TDK Roman Ödülü , Çelo
• 1975 – Madaralı Roman Ödülü , Can Şenliği
• 1987 – Yozgatlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Şükran Plaketi
• 1992 – Yibitaş Holding – Erdoğan M. Akdağ – 50.Sanat Yılı Plaketi
• 1992 – Kültür Bakanlığı – Kültür Bakanı : D. Fikri Sağlar – 50.Sanat Yılı Plaketi
• 1992 – Yozgatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği – 50.Sanat Yılı Plaketi
• 1992 – Gazeteciler Cemiyeti – Başkan : Osman Hakan Kiracı – Yozgat’ın İlk Gazetecisi Plaketi
• 1995 – Edebiyatçılar Derneği Onur Plaketi ve Altın Madalya Ödülü
• 1998 – Türkiye Yazarlar Sendikası- İzmir Kitap Fuarı 98 – Yazarlık Emeğine Saygı Plaketi
•1998 Türkiye yazarlar derneği ödülü

Neyzen Aka Gündüz KUTBAY;(d. 1934 İstanbul ö.27 Ağustos 1979-30.ölüm yıldönümü)

Sanat yaşamına, 1953 yılında Gavsi Baykara’nın aracılığıyla başlamıştır. Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde 3 yıl Gavsi Baykara’dan ders almıştır. 1960 yılında, İstanbul Radyosu’nun yaptığı sınavı başarıyla kazanarak neyzen olarak atanmıştır. Mevlana Törenlerinde Neyzenbaşılık görevine Neyzen Halil Can’ın vefatından sonra layık görülmüştür. 1979 senesinde, bir radyo programında kayıt sırasında vefat etmiştir.

Çaldıran Meydan Muharebesi (23 Ağustos 1514 – 495. yıldönümü)

Çaldıran Meydan Muhaberesi, Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim ile Safevi hükümdarı Şah İsmail arasında 23 Ağustos 1514 yılında Van’ın 113 km kuzeyinde, bugünkü Çaldıran ilçesi sınırlarında yer alan Çaldıran Ovası’nda yapılmıştır. Bu savaşta Osmanlı kuvvetleri büyük bir zafer kazanırken, Safeviler bozguna uğramışlardır. Şah İsmail savaş meydanından son anda kaçarak hayatını zor kurtarmıştır.

Yavuz Sultan Selim, 1514 yılı baharında ordusuyla birlikte İran seferine çıkmış ve Osmanlı kuvvetleri, Erzincan’dan 6 Eylül 1514 Tebriz’e doğru yürüyüşüne devam etmesi üzerine iki ordu Çaldıran Ovası’nda karşılaşmıştır. Safevilerin bozguna uğraması üzerine Yavuz Sultan Selim durmayarak Tebriz’e girmiş ve buradaki birçok sanatçı ve ilim adamını İstanbul’a göndermiştir.

15 Eylül 1514’te de Tebriz’den Karabağ’a hareket eden Yavuz Sultan Selim, kışı orada geçirerek, bahar aylarında tekrar İran’a saldırmayı ve tüm İran’ı ele geçirmeyi hedeflemekteydi. Ancak şartlar müsait olmadığı için Amasya’ya geri döndü. Çaldıran Zaferi’nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hâkimiyetine geçti. Kemah kalesi alındı. 12 Haziran 1515’de kazanılan Turnadağ Zaferi ile Dulkadiroğlu beyliğine son verildi. Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı hâkimiyetine girdi. Böylece Anadolu’da Türk birliği sağlanmış oldu. Böylelikle hem Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da Osmanlılar için bir tehlike kalmamış oldu hem de Safevilerin Memlük Devletiyle bağlantıları büyük ölçüde kesilmiş oldu. Bu durum daha sonra Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferini kolaylaştırdı.

Nihat Sami BANARLI (1907-14 Ağustos 1974-35.ölüm yıldönümü)

Nihat Sami Banarlı, 1907 yılında İstanbul’da doğmuştur. Şair Ömer Hilmi’nin torunu, vali şair İlyas Sami’nin oğludur. İlk ve orta öğrenimi İstanbul’da tamamlamış, 1927’de Yüksek Öğretmen Okulu Türkçe Bölümü’nü bitirmiştir. Edirne Lisesi (1929-1934), Kabataş Lisesi (1934-1947) Şişli Terakki ve Işık Liselerinde ve Galatasaray Lisesi ile İstanbul Eğitim Enstitüsü (1947-1967) ve İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nda edebiyat, Yüksek İslâm Enstitüsünde İslâmî Türk edebiyatı tarihi öğretmenliği yapmıştır. 1948 yılından itibaren ise Hürriyet gazetesinde Edebi Sohbetler sütununda yazılar yazmıştır.

1969 yılında kendi isteği ile emekliye ayrılan Banarlı, öğretmenlik yaparken birçok kuruluşta ek görevler de yürütmüştür.

1953 yılında kurulan İstanbul Fetih Cemiyeti’ne girmiş, bu kuruluşa bağlı İstanbul Enstitüsüne müdür olmuştur. 1958 yılında, kurucuları arasında yer aldığı “Yahya Kemal Enstitüsü”nde yayın işlerini yürütmüştür. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı “1000 Temel Eser” ve “Çağdaş Türk Yazarları Komisyonları”na üye ve başkan seçilen Nihat Sami, 1971 yılında kurulan Kubbealtı Akademisi’nde Edebiyat Kolu Başkanı ve Akademi Dergisi Müdürü görevlerini üstlenmiştir.

14 Ağustos 1974’te 67 yaşında iken İstanbul’da vefat eden Nihat Sami Banarlı’nın mezarı Âşiyan Mezarlığı’ndadır.

Nihat Sami Banarlı, Yahya Kemal Enstitüsü ile Yahya Kemal Müzesi’nin kurucuları arasında yer alır.

Nihat Sami, hece ve aruz ile yazdığı şiirlerin yanı sıra tiyatro eserleri de kaleme almış, hikâyeler de yazmıştır. Liseler için yazdığı edebiyat kitabı ve “Resimli Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eserleri ile tanınmıştır. Eserlerini şu şekilde listelemek mümkündür:

“Kızıl Çağlayan”, “Bir Yuvanın Çağrısı”, “Sular Kararırken”, “Yabancı”, “Dumanlı Dağlar”, “Son Vazife” “Bir Mâbed Yıkıldı” “Istırap Yarışı” “Bir Güzelliğin Romanı” “Dâstân-ı Tevârih-i Mülûk-ı Âl-i Osmân” “Cemşid u Hurşid Mesnevisi” “Metinlerle Türk Edebiyatı Tarihi I-II-III (1955-1960)” “Edebi Bilgiler” “Türkçenin Sırları” “Metinlerle Edebi Bilgileri” “Şiir ve Edebiyat Sohbetleri” “Yahya Kemal Yaşarken” “Yahya Kemal’in Hatıraları”

http://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-79621/agustos.html

Yorum

Yorum

Kategori:A
Yorum (0)
Etiketler: , , , , , , , , , , , |

Benzer Biyografiler
Yorum yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Görüntülenme: Tar?k ?im?ek= 120898, Boran Kaya= 112187, Mimar Sinan= 111168, Taner ?ener= 110322, Tar?k Grcan= 17747, Latife Saruhan= 16767, Sevim ?engl= 16431, nal Grel= 16307, Ferdi Tayfur= 16071, Ali ?en= 15771, Ayd?n Babao?lu= 15626, Derya Arba?= 15619, Cumhuriyetin alt?n kad?nlar?= 15381, Mehmet ?brahim Kurt= 14908, Tarihdeki K?rkp?nar ba?pehlivanlar?= 14832,

@Genel, Akademisyen, Devlet Siyaset, Edebiyat Tarih Sanat, İş adamı, Müzik, Olaylar, Sinema Tiyatro, Spor, Yazılı ve Görsel Basın,

Bu ay neler olmuş |iletişim | Biyografi öner | Bağış >>