Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız  #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti….. Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti…..

15-Dec-2017
Toplam: 1848 biyografi

Ebru Sanati Sanatcıları

Kategori @Genel
Dogum Tarihi 00.00.0000
Ölüm Tarihi 00.00.0000
Öleli tam 15 gün 0 ay 2018 yil Olmus :(
Görüntülenme: 2.147
Paylaş

Biyografisi


Ebru Sanatı Nedir?

Birbiri içine geçmiş, ancak karışmamış, bakışla ayırdedilebilecek biçimde duran renk ve şekillere “EBRU” denir. Sanat olarak EBRU, su üzerine serpiştirilen sıvı boyanın rasgele bezendiği şekillerin ve bu şekillere müdahele edilmesiyle meydana gelen figürlerin kağıda aktarılarak sergilenmesidir. Ebru sanatının bir özelliği de geleneksel Türk el sanatlarından olmasıdır.

Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, günümüzde daha çok çerçevelenip duvar süsü olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, ebru yapmak insan ruhunu ferahlatan ve pozitif düşünceye yönlendiren bir eylem olduğu için, günümüzün stres dolu dünyasında, hergün daha fazla insanımız ebruya ilgi duymaktadır.http://unutmayacagiz.com/

Ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti. Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden ebru sanatının yaşatılmasında büyük rol oynamıştır.
http://unutmayacagiz.com/
Ebru yapımına başlamadan önce tekne kitreli su ile doldurulur.

Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir. Kitre ise bir bitkinin öz sıvısı olup baharatçılarda (attarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki çoba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya yedirilir. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden) boşaltılır.

Ebru yapımında toprak boya kullanılır.

Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Elde edilen çamur kıvamındaki boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için boya sulandırılır.

Bir ebru bir defa yapılabilir.

Hazırlanan boyalar fırça veya ****l çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır. Bir desen veya figür yapılacaksa yine ****l çubuk, tarak v.b. aletler ile şekillendirilir. Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak belirleyemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır. Her ebru, yapıldığı anın imzasını taşır adeta…

Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır.

Kağıt düzgünce tekne yüzeyine bırakılır, boyanın kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz ve rüzgarsız bir ortamda kurumaya bırakılır.
http://unutmayacagiz.com/
Şebek Mehmet Efendi : Bilinen en eski ebrucu olan Şebek Mehmet Efendi’nin doğum tarihi ve kim olduğu ile ilgili detaylı bilgi ne yazıkki mevcut değildir. Tertib-i Risale-i Ebri adlı eserde kendisinden “rahimehumullah” (Allah rahmet eylesin) diye bahsedildiği için bu eserin yazıldığı tarihten (1608) önce vefat etmiş olduğu bilinmektedir. Fuzuli’nin eseri olan “Hadikatü’s Süeda” nın yazma kopyasında Şebek Mehmet efendiye ait ebrular bulunmakta ve ketebesinde tarih olarak 1595 kaydı bulunmaktadır. Bu bilgiler ışığında Şebek Mehmet efendi 1595 – 1608 tarihleri arasında vefat etmiş olmalıdır.
Hatib Mehmet Efendi : Geleneksel Türk Ebru tarihimizde çok önemli bir yeri olan Hatib Mehmed Efendi kendi lakabı ile anılmakta olan “hatib ebrusu” nun mucididir. Ayasofya camii imam hatibi olması sebebi ile hatib lakabı ile anılmış olan bu zatın tam adı Mehmed bin Ahmed İstanboli dir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen Hatib Mehmed efendi 1774 tarihinde evinde çıkan bir yangın sonucu ebrularını kurtarmak isterken vefat etmiştir. Yaşadığı dönemde kendi icadı olan “hatib ebru” yapımını kimseye öğretmemiş olmasından dolayı, hatib ebrusu uzun yıllar bir sır olarak kalmıştır.
Hatib Mehmet efendi ebruculuğun yanı sıra hattat İsmail Zühti’den sülüs ve nesih yazıyı da öğrenmiştir.
Şeyh Sadık Efendi :Üsküdar’da bulunan Özbekler Tekkesi şeyhi olan “şeyh Sadık efendi” Buhara’nın Vabakne şehrinde doğmuştur. Ebru yapımını Buhara da öğrendiği bilinen bu zatın kabri Özbekler tekkesi haziresinde olup, kabir kitabesinde vefat yılı 12 receb 1262 (11 temmuz 1846) olarak belirtilmiştir. Hayatı hakkında fazla bilgi sahibi olamadığımız bu zat ebru sanatını İbrahim Edhem ve Nafiz adlarındaki oğullarına öğretmiştir.

İbrahim Edhem Efendi : Şeyh Sadık Efendi’nin oğlu olan İbrahim Edhem efendi 1829 yılında Üsküdar da ki Özbekler tekkesinde doğmuştur. Ebru sanatını babasından öğrenmiş olan bu zat babası ile birlikte çalışarak, Özbekler tekkesini zamanının en önemli ebru merkezi haline gelmesinde değerli katkılar sağlamıştır.
İlk tahsiline Hace Hesna Hatun mektebinde başlayan İbrahim Edhem efendi daha sonra babası, amcası ve tekkeye gelen Buharalı alimlerden ders almıştır. Türk, Arap Fars ve Çağatay dillerini şiir yazacak seviyede öğrenmiş olan İbrahim Edhem Efendi, Çarşambalı Arif Bey (1825-1892) ‘den Ta’lik hattını öğrenerek icazet almıştır.
Yapmış olduğu ebrular saray nakış hanesinde ve Beyazıt’taki kağıtçılar çarşısında rağbet görür ve aranırdı. Satmış olduğu eserlerinden elde ettiği geliri tekkenin giderleri ve misafirlerin ağırlanması için harcardı. Ebruculuk ve hattatlığın yanı sıra doğramacılık, oymacılık, marangozluk, mühürcülük, hakkaklık, tornacılık, demircilik, matbaacılık, tesviyecilik … gibi pek çok meziyeti olduğu için hezarfen lakabı ile anılmıştır.
1869 da Mithat Paşa’nın kurduğu Sultanahmet sanat enstitüsü müdürlüğü görevinde bulunmuş ve memleket tarihimizde ilk olarak kurşun boruyu burada döktürmüştür. Tamirat-ı Aliye müdürlüğü vesile ile Hicaz’a gönderilen Şeyh İbrahim Edhem efendi mübarek Harem-i Şerif’in tamirinde de görev yapmıştır.
1867 yılında düzenlenen Paris Sergisinde eserlerinden dolayı madalya almıştır.
Aynı zamanda iyi bir okçu olan zat 93 harbi denilen savaşta mevkib-i humayunda (milli tabur) komutanlık yapmıştır. http://unutmayacagiz.com/
8 Ocak 1904 cuma gecesi yatsı namazı vaktinde vefat etmiş ve Ertesi gün Tekke’nin Haziresine defnedilmiştir.
Mehmed Necmeddin Okyay : Ebru sanat tarihimizde çok önemli bir yeri olan Mehmed Necmeddin Okyay 28 ocak 1883 yılında Üsküdar’da doğmuştur. Babası Mehmet Abdülnebi Efendidir. Ebru sanatımızda ilk “çiçekli ebru” ve “yazılı ebru” lar Necmeddin Okyay tarafından yapılmıştır.
Çiçekli ebrunun başarılı bir şekilde yapılmasından sonra ebru sanatı kitap kapakları ve hat kenarlarında kullanılabilirliğinin yanında kendi başına çerçeve yapılarak da kullanılır hale gelmiştir. Aynı zamanda hattat da olan Okyay ebru sanatını Özbek Şeyhi İbrahim Edhem Efendiden öğrendi. Ebruculuk ve hattatlıktan başka; mürekkepçilik, okçuluk, ahercilik, ciltçilik, gülcülük gibi meziyetleri de bulunan Necmeddin Okyay da hocası gibi hezarfen lakabı ile anılmıştır. Hezarfen Necmeddin Okyay 93 yaşında 5 ocak 1976 yılında vefaat etti. İstanbul Üsküdar’da bulunan Karacaahmet kabristanında metfundur.
Mustafa Düzgünman : 9 Şubat 1920 de İstanbul-Üsküdar da doğmuş olan Mustafa Esat Düzgünman ebru tarihimizin en önemli sanatçılarındandır. Babası imam ve hatib Saim Efendi annesi de Necmeddin Okyay’ın yeğeni Şükriye hanımdır. İlk tahsilini tamamladıktan sonra babasının Üsküdar Çarşısı’ndaki aktar dükkanında çalışmaya başlamıştır. Bu sıralarda necmeddin Okyay’ın da hocalık yapmakta olduğu güzel sanatlar akademisi türk tezyinat şubesine kayıt olmuştur. Burada 3 yıl boyunca şemse cilt ve ebru sanatını öğrenmiştir. 1940 yılından sonra ebruyu bir yan iş olarak sürdürmüştür. Mustafa Düzgünman dini musiki ile de ilgilenmiş olup, Üsküdar da ki Aziz Mahmut Hüdayi camiinde müezzinlik yapmıştır. 20 ye yakın kendi bestelediği ilahisi vardır.
Mustafa Düzgünman ebru sanatında çok büyük başarılı çalışmalar yapmış ve teknik yönünden öğrendiklerini daha da ileri seviyelere çıkarmıştır. Hatta hocası Necmeddin Okyay’ın kendisi için söylediği “Mustafa ebruculukta beni geçmiştir” iltifatına mazhar olmuştur. Hocasının bulmuş olduğu çiçekli ebruları daha gerçekçi formlarda yapmış ve bu tür ebrulara papatya ebrusunu hediye etmiştir.
Yaptığı çalışmalar ve yetiştirdiği talebeleri ile Ebru sanatımızın bu günlere gelmesindeki en önemli ebruculardan birisi olduğu inkar edilemez.
Mustafa Düzgünman ebru sanatımızda gelişigüzel yapılmak istenen yenilik veya modernizasyon gibi düşüncelere açıkça karşı olduğunu ifade etmiş, ebru sanatının geleneksel yönüyle devam ettirilmesinin gerekliliğine inanmıştır. Tarihi süreçte rastlanmamış olan resim yapar gibi ebru yapılması çalışmalarının ve bu tarz değişikliklerin sanatımızı zaman içinde tahrip edebileceğini ifade etmiştir. Ebru sanatının bu tip değişikliklere uğratılmadan gelecek nesillere aktarılması için emek harcamıştır. 12 Eylül 1990 günü vefat eden Mustafa Düzgünman’ın kabri KaracaAhmet mezarlığındadır.http://unutmayacagiz.com/
Fuat Başar : 1953 yılında Erzurum’da doğmuştur. İlk, orta, lise ve tıp eğitimini Erzurum’da tamamlamış olan Fuat Başar tıp fakültesinden mezun olmasına rağmen hat ve ebru sanatlarına olan muhabbeti nedeni ile doktorluk mesleğini icra etmemiştir. Fakülte yıllarında (1976) hüsn-ü hatt sanatı ile meşgul olmaya başlamıştır. Bu yıllarda Uğur Derman’ın eseri olan “türk sanatında ebru” isimli çalışmayı gördükten sonra, ebru sanatına karşı ilgisi artmış ve kendi kendine ebru yapmayı denemiştir. Bu denemeler sonucunda ebru sanatının kendi başına öğrenilemeyecek bir sanat olduğuna kanaat getirmiş ve Mustafa Düzgünman ile mektuplaşarak ebru çalışmalarını sürdürmüştür. 1980’de İstanbul’a yerleştikten sonra hattat Hamid Aytaçtan hat icazeti ve Mustafa Düzgünman’dan 1989 yılında Ebru İcazeti almıştır.
Yurt içi ve yurt dışından 300 den fazla kişisel ve karma sergide eserleri yer alan Fuat Başar ebru sanatımızın geleneksel yönü ile sürdürülmesi yolunda birçok talebeler yetiştirmektedir. Ebru sanatı hakkında kitabı da bulunan hocamız yıldız teknik üniversitesinde yapılan ebru fizikokimyası çalışmalarında da bulunmuştur.
Kültür bakanlığı Süleymaniye ebru kursu hocalığını 9 yıldır sürdürmektedir.

http://www.expressboard.org/forum/el-sanatlari/9036-ebru-sanati-ve-ebru-sanatcilari.html

Yorum

Yorum

Kategori:@Genel
Yorum (1)
Etiketler: , , |

<< Yeni Biyografi | Eski Biyografi >>
Benzer Biyografiler
“Ebru Sanati Sanatcıları” için 1 Yorum
  1. berha yıldız dedi ki:

    çok hoş şeyler var çok güzel

Yorum yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Görüntülenme: Tarık Şimşek= 119954, Boran Kaya= 111728, Mimar Sinan= 110379, Taner Şener= 19413, Tarık Gürcan= 17346, Latife Saruhan= 16412, Ünal Gürel= 16002, Sevim Şengül= 15955, Ali Şen= 15448, Aydın Babaoğlu= 15407, Derya Arbaş= 15378, Cumhuriyet’in altın kadınları= 15021, Tarihdeki Kırkpınar başpehlivanları= 14673, Kazım Kartal= 14562, Mehmet İbrahim Kurt= 14555,

@Genel, Akademisyen, Devlet Siyaset, Edebiyat Tarih Sanat, İş adamı, Müzik, Olaylar, Sinema Tiyatro, Spor, Yazılı ve Görsel Basın,

Bu ay neler olmuş |iletişim | Biyografi öner | Bağış >>