Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız  #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti….. Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti…..

26-Mar-2019
Toplam: 1861 biyografi

Ekim Ayında Kaybettiklerimiz

Kategori E
Dogum Tarihi 00.10.0000
Ölüm Tarihi 00.10.0000
Öleli tam 26 gün 5 ay 2018 yil Olmus :(
Görüntülenme: 0
Paylaş

Biyografisi


Nafi Atuf KANSU (60. ölüm yıldönümü)

1891 yılında Mekke’de doğan Nafi Atuf Kansu, 1921 yılında Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın içinde Mustafa Kemal’in yanında yer alan ilk Kuvayı Milliyecilerdendir. Doktor Aziz Emin Paşa’nın oğlu olan Nafi Atuf KANSU Mülkiye Mektebi’ni bitirdikten sonra, 1910 yılında Edirne’ye maiyet memuru olarak gitti. İttihat ve Terakki Numune Okulunda öğretmenlik yaparken 2-3 sene sonra eğitim üzerine incelemelerin yer aldığı ve kendisinin de bu konuda yazılar yazdığı Sai ve Tetebbu (Çalışma ve İnceleme) dergisini çıkardı. Pedagoji tarihi, Türkiye Maarif tarihi ve Tolstoy’un eğitim düşünceleri üzerine de yazılar yazan Kansu’nun bu eserleri daha sonra kitap olarak yayınlandı. 1914 Bursa Muallim Mektebi Müdür Muavinliği ile Dariüleytamlar İkinci Müdürlüğünde görev yaptı. 1921’de Ankara’da Milli Hükümetin emrinde çalışmaya başladı. Basın Yayın Genel Müdürü oldu. Misak-ı Milli Gazetesi’ni yönetti. 1922-1924 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı Orta (Öğretim) Tedrisat Umum Müdürlüğü’ne, sonra da Maarif Müsteşarlığına getirildi. İzcilik hareketinin 1912 yılından itibaren okullarda ilk uygulayıcılarından olan eğitimci ve siyaset adamı Nafi Atuf KANSU, 1927’de milletvekili seçilerek hayatının sonuna kadar Erzurum ve Kırklareli milletvekili olarak TBMM’de bulundu. 1937 senesinde siyasi müsteşarlıklar ihdas edilince Milli Eğitim Bakanlığı’nda siyasi müsteşarlık yaptı. 1948 yılında vefat etti.

Mahmut Tali ÖNGÖREN (Sinema ve Oyun Yazarı-10. ölüm yıldönümü)

1931’de İstanbul’da doğup, 13 Ekim 1999’de İstanbul’da ölen Mahmut Tali Öngören, TRT Televizyonu kurucuları arasında yer alır; 1955 yılında Columbia Üniversitesi’nin Radyo-TV Yayıncılığı bölümünden mezun olmuştur. Öngören, TRT radyoları ve basın – yayın yüksek okullarında çalışmıştır. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeliği de yapan Mahmut Tali Öngören, bir çok ilke imza atmıştır. Türkiye’de ilk Sinematek’i ve Ankara Uluslararası Film Festivali’ni kurmuş, senaryo ve köşe yazarlığı yapmıştır; 1990’lı yılların ortalarından itibaren, Türkiye ve Almanya arasında kültürel diyaloga yönelik sayısız projeye destek vererek, Inter Film Festivali’nin başarıya ulaşmasında katkı sağlamıştır.

Ayrıca Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel başkanlığı görevinde de bulunan Öngören, Radyo – tv – sinema üzerine çeşitli araştırma ve inceleme yazıları ile, Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinin kültür – sanat eklerinde köşe yazıları yazmış, 12 kitabı yayımlanmıştır. Mahmut Tali Öngören, Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı’nın da kurucusudur. Öngören anısına, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunlarının oluşturduğu İletişimliler Vakfı`nca “Öngören” Bursları” verilmekte, İnterforum tarafından “Öngören – Demokrasi ve İnsan Hakları Ödülü” dağıtılmaktadır. 1979 yılında olmak üzere “Bereketli Topraklar Üzerinde” ve “Demiryol” filmlerinin senaryosunu yazmıştır.

Neriman KÖKSAL (Sinema Sanatçısı-10. ölüm yıldönümü)

17 Mart 1928’de İstanbul’da doğan ve 24 Ekim 1999’da İstanbul’da ölen, Neriman Köksal, Türk sinemasının ilk ve en uzun süreli vamp kadını olarak kabul edilmektedir. 1959 ‘da “Fosforlu Cevriyem” isimli filmde elde ettiği başarı nedeniyle “Fosforlu” lakabıyla da anılır. Neriman Köksal’ın Fosforlu Cevriye’de, iri-kıyım yapısıyla erkeklere kafa tutan, argo konuşan, külhanbeyi, erkeksi-kadın imgesini başarıyla canlandırması, sonraki dönemlerde Türk Sinemasında erkeksi-kadın imgesinin uzun yıllar sürecek bir modaya dönüşmesine de öncülük etmiştir 20`li yaşlarının ilk yarısında Metin Erksan tarafından keşfedilmiş, Erksan’ın ağabeyi, yönetmen Çetin Karamanbey’in yönettiği “Çete” filmindeki Rus prensesi Nina rolü ile sinemaya ilk adımını atmıştır..Pek çok filmde rol alan sanatçının, unutulmayan filmleri arasında “Erkek Fatma”, “Oy Farfara Farfara”, “Tatlı Bela”, “Lekeli Aşk”, “Çalıkuşu”,”Karanlıklar Meleği”, “Islak Mendil” gibi yapıtlar yer almaktadır.

Muazzez Tahsin BERKAND (d. 1900 Selanik – ö. 4 Ekim 1984, İstanbul- 25.ölüm yıldönümü)

Muazzez Tahsin Berkand asıl adı Meryem Muazzez Türk romancı, yazar. Balkan Savaşı’ ndan sonra Selanik’ ten İstanbul’ a ailesiyle birlikte göçen Berkand, İstanbul Fevziye Lisesi’ nde öğrenimini gördü. Çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmenliği yaptı. 1917′ de Suriye’ ye giderek oradaki okullarda Türkçe öğretmenliği, İstanbul’ a döndükten sonra da birkaç yıl Şişli Terakki Lisesi’ nde Fransızca dersleri verdi. 1929 yılında çevirmen olarak başladığı Osmanlı Bankası’ nda 25 yıl çalıştı. Hiç evlenmedi. 1984 yılında İstanbul’ da vefat etti.

Pek çok gazete ve dergide yazan Berkand çoğunlukla kadınlar ve gençler tarafından okunan bir yazar olarak romanlarıyla ün kazandı. 60′ a yakın aşk romanı yazdı. Yapıtlarından çoğu 4-5 baskı yaptı ve filme alındı. Filme alınan bazı romanları; Kezban (1941), Bülbül Yuvası (1943), Küçük Hanımefendi (1945), Sarmaşık Gülleri (1950).

Eserleri
Romanları: Sen ve Ben (1933), Aşk Fırtınası (1935), Bahar Çiçeği (1935), Sonsuz Gece (1938), Kezban (1941), Bir Genç Kızın Romanı (1943), Dağların Esrarı (1943), Bir Garip İzdivaç (1944), Kalbin Sesi (1944), Küçük Hanımefendi (1945), Nişan Yüzüğü (1945), Lâle (1945), Saadet Güneşi (1947), Aşk Tılsımı (1949), Sarmaşık Gülleri (1950), Sevmek Korkusu (1953), Kırılan Ümitler (1957), Aşk ve İntikam (1958), Bir Rüya Gibi (1958), Sabah Yıldızı (1958), Mağrur Kadın (1958), Bir Bahar Akşamı (1966), Uzayan Yollar (1968), Işık Yağmuru (1971), İki Kalp Arasında (1972), Bir Gün Sabah Olacak mı? (1972).

Yusuf ATILGAN (d. 27 Haziran 1921, Manisa – ö. 9 Ekim 1989, İstanbul-20.ölüm yıldönümü)

Türk roman ve öykü yazarı. 1936 yılında Manisa Ortaokulu’nu, 1939 yılında ise Balıkesir Lisesi’ni ve ikinci sınıftan sonra askeri öğrenci olarak devam ettiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Nihat Tarlan’ın yönetiminde hazırladığı bitirme tezinin konusu Tokatlı Kani: Sanat, şahsiyet ve psikoloji idi. Aynı dönemde Akşehir’de Maltepe Askeri Lisesi’nde bir yıl edebiyat öğretmenliği yaptı. 1946 yılında Manisa’nın Hacırahmanlı Köyü’ne yerleşerek çiftçilik yaptı. 1976’da İstanbul’a döndü danışmanlık, çevirmenlik ve redaktörlük yaptı. Yazımı devam eden Canistan adlı romanını tamamlayamadan kalp krizi nedeni ile İstanbul’da öldü.

Aylak Adam ve Anayurt Oteli adlı romanlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını başarıyla işleyen bir yazar olarak tanındı ve modern Türk edebiyatının önde gelen ustaları arasında yer aldı. Anayurt Oteli 1987’de Ömer Kavur tarafından aynı adla sinemaya aktarıldı.

Kitapları
Roman
Aylak Adam (1959)
Anayurt Oteli (1973)
Canistan (2000)

Öykü
Bodur Minareden Öte (1960)
Eylemci (Bütün Öyküleri; 1992)
• Çocuk Kitabı: Ekmek Elden Süt Memeden (1981)

Çeviri
• Toplumda Sanat (K. Baynes; 1980).

Piyes
• Çıkış Gecesi (Barıman yayınevi, İst. 1947)

Kitaplaşmamış Öteki Yazıları
Şiirleri :
• Ölü Su (şiir) Yazı, Sayı 1,1987.
• Ayrılık (Şiir) Milliyet Sanat Dergisi, sayı 1, Şubat 1980.

Çeviri Şiirleri :
• Gözler, (Şiir) Ezra Pound’dan, Yusuf Atılgan’a Armağan, s.129-130
• Bir Yerde Hiç Gitmediğim, e.e.cummings’ten, Yayımlanmamıştır.

Çeviri Yazıları :
• Kierkegaard’dan (Korku ve Titreme’den),Değişim, Sayı 2
• Kierkegaard’dan (Günce’den), Değişim, Sayı 1
• Kierkegaard’dan (Ölümcül Hastalık’tan), Değişim, Sayı 7

Ödülleri
• 1955 Tercüman Gazetesi öykü Yarışması’nda Evdeki öyküsü ile birincilik ve Kümesin Ötesinde öyküsü ile dokuzunculuk
• Aylak Adam romanı ile 1957-1958 Yunus Nadi Roman Armağanı’nda ikincilik.
• ‘Bodur Minareden Öte’ Sait Faik Öykü Ödülü

Fakir BAYKURT (15 Haziran 1929, 11 Ekim 1999-10.ölüm yıldönümü)

(Asıl adı Tahir’dir) Türk yazar, sendikacıdır.

(15 Haziran 1929- 11 Ekim 1999): Yazar. Burdur- Akçaköy’e bağlı Yeşilova köyünde doğdu. Gönen Köy Enstitüsünü bitirdi (1948). Beş yıl köy öğretmenliği yaptı. Daha sonra girdiği Gazi Eğitim Enstitüsünden 1955’te mezun oldu. Sivas, Hafik, Şavşat’ta ortaokul öğretmenliğinden sonra Ankara’da Teknik Öğretim Genel Müdürlüğünde görev aldı. 27 Mayıs 1960 Darbesinden sonra ilköğretim müfettişi olarak görevlendirildi. MEB’in açtığı bir imtihanı kazanarak ABD’de İndiana Üniversitesinde bir yıl öğretim gördü. TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) ve Türkiye Öğretmenler Derneği genel başkanlıklarını yaptı. Bu faaliyetleri sırasında birkaç defa ilköğretim müfettişliğine son verildiyse de, Danıştay kararı ile tekrar döndü. Uzun süre Almanya’da yaşadı ve burada öldü. İstanbul Zincirlikuyu’da toprağa verildi.

Fakir Baykurt köy enstitüsünde okurken şiirler yazıyordu. Bu şiirlerini Türk’e Doğru, Köy Enstitüleri, Edebiyat Dünyası, Kaynak, Fikirler gibi dergilerde yayınladı (1945-1948). Sonra hikâyeler yazdı. Yunus Nadi Roman Yarışmasında birincilik alan Yılanların Öcü (1958) romanından sonra roman yazmaya yöneldi. Arada yazdığı hikâyelerini daha çok Varlık ve Türk Dili dergilerinde yayınladı.

Fakir Baykurt, köy enstitülü köy romanları yazarlarının önde gelenlerindendir. Türk köylüsünü kendi zihni olgusu içinde şematik olarak değerlendirmiş ve sosyal gerçeklerin dışına çıkarak olumsuz tiplemelere gitmiştir. Basit, kolay okunur tasvirlerle Türk insanını karikatürize etmiş, mübalağalı anlatımlara yer vermiştir.

Şiirleri: Bir Uzun Yol (1989), Ateş Dikenleri (1997). Hikâyeleri: Çilli (1955), Efendilik Savaşı (1959), Karın Ağrısı (1961), Cüce Muhammet (1964. Daha sonra kendisinin hazırladığı ve elinizdeki kitabın yazarına gönderdiği eserlerinin listesinde bu kitabının adını “Cüce …” şeklinde göstermiştir.), Anadolu Garajı (1970), On Binlerce Kağnı (1971), Can Parası (1973), İçerdeki Oğul (1974), Sınırdaki Ölü (1975), Kalekale (1978), Barış Çöreği (1982), Gece Vardiyası (1982), Duisburg Treni (1986), Frau Duman ve Öteki Öyküler (1987). Bizim İnce Kızlar (1992), Dikenli Tel (1998), Gönül Ustası (Hikâyelerinden seçmeler, haz. Işık Baykurt, 2005) Romanları: Yılanların Öcü (1959), Onuncu Köy (1961), Irazca’nın Dirliği (1961), Kaplumbağalar (1967), Tırpan (1970), Köy Göçüren (1973), Keklik (1975), Yayla (1977), Karaahmet Destanı (1977), Yüksek Fırınlar (1983), Koca Ren (1986), Yarım Ekmek (1996). Hatıraları: Özüm Çocuktur (1998), Köy Enstitülü Delikanlı (1999). Kavacık Köyünün Öğretmeni (2000), Eşekli Kütüphaneci (2000), Köşe Bucak Anadolu (2001). Bir TÖS Vardı (2001), Genç Emekli (2002), Sıladan Uzakta (2002), Dost Yüzler (Portreler, 2002). Masalları: Sakarca (1975), Dünya Güzeli (1985), Saka Kuşları (1985). Çocuk kitapları: Topal Arkadaş (1964), Sarı Köpek (1964), Yandım Ali (1979). Yazıları: Efkâr Tepesi (1960), Şamar Oğlanları (1976), Yeni Kölelik mi? (1996), Benli Yazılar (1998). Halk hikâyesi: Kerem ile Aslı (1964).

Fakir Baykurt Türkiye’deki ödüllerinin yanında 1984’te Kinderliteraturpreis des Berliner Sinats ve 1985’te Literaturpreis des Bundesverbandes der Deutschen Industrie (BDI) ödüllerini de aldı.

Ziya GÖKALP (1876-15 Ekim 1924-85.ölüm yıldönümü)

23 Mart 1876 da Diyarbakır’da doğdu. 25 Ekim 1924’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Mehmet Ziya. Babası yerel bir gazetede çalışan memurdu. Eğitimine Diyarbakır’da başladı. Amcasından geleneksel İslam ilimlerini öğrendi. 18 yaşında intihara teşebbüs etti. Bir yıl sonra 1895’te İstanbul’a gitti. Baytar Mektebine kaydını yaptırdı. Buradaki öğretimi sırasında İbrahim Temo ve İshak Sukûti ile ilişki kurdu. Jön Türklerden etkilendi. İttihat ve Terakki Cemiyetine katıldı. Muhalif eylemleri nedeniyle 1898’de tutuklandı. Bir yıl cezaevinde kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra 1900’de Diyarbakır’a sürgüne gönderildi. 1908’e kadar Diyarbakır’da küçük memuriyetler yaptı. 2’nci Meşrutiyetten sonra İttihat ve Terakki’nin Diyarbakır şubesini kudu ve temsilcisi oldu. “Peyman” gazetesini çıkardı. 1909’da Selanik’te toplanan İttihat Terakki Kongresi’ne Diyarbakır delegesi olarak katıldı. Bir yıl sonra, örgütün Selanik’teki merkez yönetim kuruluna üye seçildi. 1910da kurulmasında öncülük yaptığı İttihat Terakki İdadisi’nde sosyoloji dersleri verdi. Bir yandan da “Genç Kalemler” dergisini çıkardı. 1912’de Ergani Maden’den Meclis-i Mebusan’a seçildi, İstanbul’a taşındı. Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı. Derneğin yayın organı “Türk Yurdu” başta olmak üzere Halka Doğru, İslam Mecmuası, Milli Tetebbular Mecmuası, İktisadiyat Mecmuası, İçtimaiyat Mecmuası, Yeni Mecmua’da yazılar yazdı. Bir yandan da Darülfünun-u Osmani’de (İstanbul Üniversitesi) sosyoloji dersleri verdi.

1’inci Dünya Savaşında Osmanlı’nın yenilmesinden sonra tüm görevlerinden alındı. 1919’da İngilizler tarafından Malta Adası’na sürgüne gönderildi. 2 yıllık sürgün döneminden sonra Diyarbakır’a gitti, Küçük Mecmua’yı çıkardı. 1923’te Maarif Vekaleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığı’na atandı, Ankara’ya gitti. Aynı yıl İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Diyarbakır mebusu olarak girdi. 1924’te kısa süren bir hastalığın ardından İstanbul’da yaşamını yitirdi. Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecinde yeni bir ulusal kimlik arayışına girdi. Düşüncesinin temelinde, Türk toplumunun kendine özgü ahlaki ve kültürel değerleriyle, Batı’dan aldığı bazı değerleri kaynaştırarak bir senteze ulaşma çabası yatıyordu. “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” diye özetlediği bu yaklaşımın kültürel öğesi Türkçülük, ahlaki öğesi de İslamcılıktı. Uluslararası kültürün yapıcı öğesinin ulusal kültürler olduğunu savundu. Saray edebiyatının karşısına halk edebiyatını koydu. Batı’nın teknolojik ve bilimsel gelişmesini sağlayan pozitif bilim anlayışını benimsedi. Dini, toplumsal birliğin sağlanmasında yardımcı bir öğe olarak değerlendirdi. Toplumsal modeli, Emile Durkheim’in teorik temellerini kurduğu “dayanışmacılık” temelinde şekillendi. Bireyi temel alan liberalizm ile çatışmacı toplumu temel alan Marksizm’e karşı mesleki örgütleri temel toplum birimi olarak kabul eden solidarizmde karar kıldı. Toplumsal ve siyasi görüşlerini anlattığı sayısız makale yazdı. “Türkçülük” düşüncesini sistemleştirdi. Milli edebiyatın kurulması ve gelişmesinde önemli rol oynadı.

ESERLERİ
Kızıl Elma (1914)
Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1918)
Yeni Hayat (1918)
Altın Işık (1923)
Türk Töresi (1923)
Doğru Yol (1923)
Türkçülüğün Esasları (1923)
Türk Medeniyet Tarihi (1926, ölümünden sonra)

Enis Behiç KORYÜREK (1891-18 Ekim 1949-60.ölüm yıldönümü)

11 Mart 1891’de İstanbul’da doğdu, 18 Ekim 1949’da Ankara’da yaşamını yitirdi. Hecenin Beş Şairi’nden biri. Selanik, Üsküp ve İstanbul idadilerinde öğrenim gördü. 1913’te Mülkiye Mektebi’nden mezun oldu. Hariciye Nezareti’nde çalışmaya başladı. Bükreş ve Budapeşte’de görev yaptı. 1921’de Türkiye’ye döndükten sonra Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen “Müdafaa-i Milliye” adlı gizli örgüte katıldı. Cumhuriyetten sonra Fransızca ve edebiyat öğretmenliği yaptı. Uzun yıllar Ticaret, İktisat ve Çalışma bakanlıklarında çalıştı. 1946 seçimlerinde Demokrat Parti’den milletvekili adayı oldu, seçilemedi. Yaşamının son dönemini zorluklar içinde geçirdi. Servet-i Fünun etkisi taşıyan ilk şiirleri 1912’de “Şehbal” dergisinde yayınlandı. Daha sonra Ziya Gökalp’in etisiyle hece veznini benimsedi ve Milli Edebiyat akımına katıldı. Ulusal duyguları ön plana çıkaran ve yiğitlik temalarını uç noktalara götüren şiirler yazdı. Bazı şiirlerinde biçim açısından hece kalıplarını kırma çabası da gösterdi. 1946’dan sonra mistik bir şiire yöneldi. Bir mevlevinin ruhuyla bağlantı kurduktan sonra yarattığını öne sürdüğü tasavvufi şiirler yazdı.

ESERLERİ
ŞİİR:
Miras (1927)
Varidat-ı Süleyman (1949)

Osman Nihat AKIN (d.1059 İstanbul ö.24 Ekim 1959-50.ölüm yıldönümü)

Çok tanınmış bestekârlarımızdandır.Çorlu eşrafından Osman Bey-zâde Nihad Bey’in oğlu, ünlü bestekar ve yazarlarımızdan Ahmet Rasim Bey ‘in de torunudur. Ortaokula gittiği sıralarda , kendisine mûsikî hocalığı yapmış olan piyanist Sadri Bey tarafından müzik yeteneği keşfedilmiştir. İlk bestesi “Ne müşkilmiş seni sevmek, sana yâr olmak”güfteli Suzinâk makamındaki şarkısıdır.

Katip ÇELEBİ (1609-6 Ekim 1657)

Asıl adı Mustafa olan Kâtip Çelebi, Şubat 1609’da İstanbul’da doğmuştur. Hayatına ait bilgiler bizzat kaleme aldığı otobiyografilerinde ve yeri geldikçe öteki eserlerine serpiştirdiği kısa notlara dayanmaktadır. Enderun mektebinde yetişmiş bir asker olan babası O’nu beş altı yaşlarında iken ilme teşvik etti. Ordu kâtipliğinde bulunduğu için ulema ve halk arasında Kâtip Çelebi diye tanındı. Hacca gittiği ve baş muhasebeci ikinci halifesi olduğu için Hacı Halife ismiyle meşhur oldu. On dört yaşında Anadolu muhasebesi kalemine kâtip oldu. 1624 yılında Abaza Paşa isyanını bastırmak için Erzurum’a giden orduyla birlikte babasının yanında Tercan, 1626 yılında ise Bağdat seferine katıldı. Her iki seferde savaşın bütün safhalarına ve sıkıntılarına şahit oldu. Babasının arkadaşlarından Mahmud Halife tarafından Süvari Mukabelesi Kalemine tayin edildi. 1627-1628’de Erzurum kuşatmasına katıldıktan sonra İstanbul’a geldi ve yaklaşık iki sene Kadızâde’nin derslerine devam etti. 1635’te Sultan Dördüncü Murat ile Revan seferine katıldı. On sene kadar çeşitli savaşlarda bulunduktan sonra İstanbul’a döndü ve kendisini tamamen ilme verdi.

Gençlik yıllarını Osmanlı İmparatorluğu’nun doğusundaki savaşlara katılarak sürdürmüş olan Kâtip Çelebi için bu devreyi bir yüksek öğrenim saymak yanlış olmaz. Onun, on yıl Bağdat Seferi’nde olduğu gibi siperler ardında tanıdığı bu çetin hayatı, o yine de bir Cihad-ı Asgar (küçük savaş) saymıştır. Onun asıl savaşı onun tabiriyle Cihad-ı Ekber; bilgisizliği yenmek için yapılan savaştır. Gittiği yerlerdeki sahaf dükkânlarında gördüğü kitapların isimlerini yazan Kâtip Çelebi’nin okumaya olan düşkünlüğünün en önemli göstergesi kendisine kalan büyük bir mirası kitaplara yatırmasıdır.

Gerek hayat hikâyesinden gerekse devrinin kaynaklarından aşırı derecede kitaba düşkün olduğu anlaşılan Kâtip Çelebi en çok tarihi ve biyografik eserlerle meşgul olmuş, tarihi bir olayı anlatmak için birçok kitap karıştırmıştır. Arapça Fezleke’sini yazarken elinden 1300 eserin geçtiğini belirtmekte, bunu Takvîmü’t-tevârih için de tekrarlamaktadır. En önemli eseri olan Keşfüz-Zünun’u 20 yılda yazan, 10,000 İslâm yazarının 14,500 eserini birer birer sayan ve içindekileri açıklayan bu bibliyografya sözlüğü, Alman bilgini Flügel tarafından Latince’ye çevrilerek 7 cilt halinde yayımlanmıştır. Tarih yazarken duygularını bir yana bırakarak tarafsızlığa bağlı kalmayı da savunan Kâtip Çelebi Osmanlı Devleti’nde Batı kaynaklarına başvuranların ilkidir. Faydalandığı eserleri eleştirmekten de çekinmemiştir.

Son yapıtı olan Mizanü’l-Hakk fi İhtiyari’l-Ahakk’da da dönemin din bilgilerinin tartıştıkları çeşitli konular hakkında düşüncelerini açıklar. Karşıt düşüncelere hoşgörüyle bakılmasını öğütler. Din bilginlerinin kendi aralarındaki şiddetli tartışmalarının temelsizliğini ve zararlarını vurgular. Yapıtın sonunda kendi özyaşamöyküsüne yer verir. 6 Ekim 1657’de İstanbul’da vefat etmiştir.

Kâtip Çelebi, XVII. yüzyıl Türk ilim dünyasında pozitif ve hür düşünceyi temsil eden en önemli simalarındandır. Eserlerinin değeri ve önemi dolayısıyla gerek Osmanlı İmparatorluğu’nda gerekse Batı’da büyük ilgi uyandırmıştır.

Eserleri :
1 Keşfü’z-zunûn anil-esâmi ve’l-fünun (Bibliyografik eseri)
2. Cihannüma (Avrupa dillerine çevrilen coğrafyaya dair ünlü eseri)
3. Arapça Fezleke (Fezleket akvâl’l-ahyâr fi ilmi’t-târîh ve’l-ahbâr)
4. Türkçe Fezleke
5. Tuhfet’ül-kibâr fi esfâri’l-bihâr
6. Takvîmü’t-tevârih
7. Kanunname
8. Tarîh-i Frengi tercümesi
9. Tarîh-i Kostantaniyye ve Keyasire (Revnaku’s-saltana)
10. İrşadü’l-Hıyârâ ila Tarihi’l-yunun ve’r-Rûm ve’n-Nasârâ
11. Süllemü’l-vusûl ilâ tabakati’l-fûhûl
12. Levâmiu’n-nur fi zulmeti Atlas Minur
13. İlhâmü’l-mukaddes min feyzi’l-akdes
14. Tuhfetü’l-ahyâr fi’l-hıkem ve’l-eş’âr
15. Dürer-i münteşire ve gurer-i münteşire
16. Düstûrü’l-amel fi ıslâhı’l-halel
17. Recmü’r-râcim bi’s-sîn ve’l-Cim
18. Beyzâvi Tefsirinin şerhi
19. Muhammediyye şerhi
20. Caciü’l-mütûn min cell’il-fünûn
21. Mîzânü’l-Hakk fi ihtiyâri’l-ahakk

Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesi’nin (8 Ekim 1934-75.yıldönümü)

Türk kadınına, 3 Nisan 1930′ da kabul edilen bir yasa ile belediye seçimlerine katılma hakkı tanınmıştır. . 4 Mayıs 1931′ de ilk toplantısını yapan IV. TBMM tarafından 26 Ekim 1932′ de kabul edilen bir yasa ile Türk kadınına muhtar, köy ihtiyar kurulu üyeliğine seçilme ve seçme hakkı tanınmış; ertesi yıl da, 8 Ekim 1934’ de kabul edilen ve 5 Aralık 1934’de yürürlüğe giren bir başka yasa ile kadın-erkek eşitliği alanında bütün haklar, “Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı”nın tanınmasıyla verilmiştir.

http://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-79623/ekim.html

Yorum

Yorum

Kategori:E
Yorum (0)
Etiketler: , , , , , , , , , , , |

Benzer Biyografiler
Yorum yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Görüntülenme: Dursun Ali Sarıoğlu= 110, Ercan Yazgan= 17, Taner Şener= 17, Sevda Aydan= 16, Ayşen Gruda= 16, Turan Özdemir= 15, Tekin Siper= 13, Mustafa Eremektar= 13, Nihat Nikerel= 13, Asuman Korad= 12, Tarık Şimşek= 12, Aşık Veysel Şatıroğlu= 12, Fatma Neslişah Sultan= 12, Osman Fahir Seden= 12, Ahmet Emin Yalman= 12,

@Genel, Akademisyen, Devlet Siyaset, Edebiyat Tarih Sanat, İş adamı, Müzik, Olaylar, Sinema Tiyatro, Spor, Yazılı ve Görsel Basın,

Bu ay neler olmuş |iletişim | Biyografi öner | Bağış >>