Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız  #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti….. Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti…..

22-Nov-2017
Toplam: 1848 biyografi

Sabahaddin Volkan

Kategori Müzik, S
Dogum Tarihi 22.02.1901
Ölüm Tarihi 00.00.0000
Öleli tam 22 gün 11 ay 2017 yil Olmus :(
Görüntülenme: 784
Paylaş

Biyografisi


22 şubat 1901 tarihinde ıstanbul’un Fatih Fethiyesin’de doşdu. Pederi, doşduşu semtin ismine izafeten Fethiyeli Ali Haydar Bey adıyla maruf ve muhitinde pek ziyade sevilen ve sayılan fukara babası bir insandı. Ticaretle iştigal ederdi. Annesi ise Seyyid Abdülkadir Geylanî Hazretleri soyundan, Emine Mürşide Hanımdı. Çocukluşu ve tahsil devresine isabet eden yılları, bugün, Yavuz Sultan Selim diye adlandırılmış olan, Fatih’in O en güzel semtinde geçti.

Kendini bildişi ilk günden beri, udu takliden süpürge çalmaya başladı. Henüz pek küçük yaşlarında, tek telli bir keman çalmaya başladı. Altı, yedi yaşında iken, O günlerin kalburüstü musiki üstatlarını da yine O muhitte tanıdı. Artık kemanının bütün telleri vardı. Sonraları da, Onların meclislerine devama başlayarak, geçtikleri klâsik eserlerin çalışmalarına iştirak ettirilmek suretiyle, Onların aralarına karıştı. ışte bu zümreden olarak Büyük Hafız Kemali, Hafız Sami, Hafız Cemal, Hafız Veysi, Hafız Ali Rıza, Hanende Fethiyeli Nezihi, Çırçırlı bestekar Kazım ve Çarşambalı Kanuni ızzeddin beyleri ve hele çok sevmiş olduşu Ud Hocası Nimet Arif Hanımefendiyi O yıllarda tanıdı.

Sonraki senelerde, yani 1921 senesinden sonra, Göztepe’ye nakl-i hane etmesine müteakip, Hilal Spor Kulübü’nde arkadaşlar arası tesis ettikleri Musiki Kolunda, hoca olarak Sultan Abdülhamid devrinin, meşhur musikişinas ve hanendelerinden olan Beylerbeyli Alyanak Ahmet Beyi tanıdı. O topluluktaki çalışma arkadaşları olan Udi Ali Münim ve Kemani Taha Us beylerle senelerce bir arada ne günler, ne renkli hatıralar yaşadı. Daha sonraları bu topluluşa, bir müddet için büyük ud üstadı Nailî Ökte bey de hocalık etti.

Ayrıca Nail Ökte beyin, irfan sofrasından dört beş sene kadar hususi bir şekilde de feyiz aldı. Ve aynı yıllarda idi ki; Eyyubi Bestekar Mustafa Sunar Beyin Musiki Cemiyetine de devam ediyordu. ışte rebaba*1 karşı olan derin ve sarsılmaz sevdası O yıllarda alevlendi. O günlerden bu günlere kadar geçen uzun bir ömür içinde hem kemanın ve hem de rebabın bir aşık-ı sadıkı olarak yaşadı. Manevi hazların erişilmez vuslatına, bu iki yakîn dostunun ruhuna sundukları seslerle erişti.

Hayat Lisan ve Ticaret Lisesi mezunu olduşu için, kendisine meslek olarak Bankacılışı seçti. 1925 senesinden 1942 yılı sonlarına kadar bu mesleşin saliki olarak ecnebî ve millî bankalarda çalıştı. 1942 yılında refikasının kalp rahatsızlışı dolayısıyla, ıstanbul dışı vilayetlerde çalışabilmenin güçlüşünü hissettişi için, pozisyon sahibi olmasına raşmen, çok sevdişi Bankacılık mesleşinden istifa etmek suretiyle ayrıldı. Buna raşmen ve bütün ihtimamlara karşı, ecele çare bulunamadışı için, O mübarek kadını 03.07.1960 tarihinde kaybetti.

1942 yılından bu yana hususi şirketlerin muhasebe müdürlüşünü yaparak hayatını kazanmaşa devam etti. Türk musikisinin alâkasızlık ve hatta hakaret gördüşü bir devrede, yaşamakta olduşu için, hayatını müzik yolundan kazanmayı, denemek cesaretini dahî kendisinde bulamadı. Cehalet ve laubalilişin hüküm sürdüşü, bir sanat sahasında, kendi nezih hislerinin harcanmasına, gönlü bir türlü razı olamadı. Bu günün, ruh ve sanat fakirleri yanında, Ona göre bir yer bulunamayacaşını, çok evvelden idrak etmiş olmanın, buruk bahtiyarlışı içinde kendi yetiştirdişi talebeleri ile birlikte yaşadı.

1952 yılında, ıstanbul radyosunda, “REBABTAN SESLER” namı altında, bir topluluk kurarak, Klasik Türk Musikisi eserlerinden müteşekkil programlar sunmaşa başladı. Yedi sekiz sene kadar devam eden bu çalışmalar, vatan sathında O kadar raşbet gördü ki, nihayet, elde edilen bu muvaffakiyet: O günkü Radyo idarecilerinden pek çoşunun zevkini kaçırır, bir durum almaya başladı. Nihayet 1960 senesi inkılabını müteakip, kendisini çekemeyenler, tam sekiz sene, amatör olarak, Radyo mikrofonlarından, Türk Milletinin musiki zevkini bilenlerine, seslenmiş olan bu topluluşu, programdan kaldırmakta beis görmediler. Yani kendilerinin, sanat diye halka yutturmaşa çalıştıkları şeylerin, sislenmesine, çürütülmesine daha fazla tahammül edemediler. “REBAB’TAN SESLER” topluluşunu susturdular.

1967 yılında, Ulvi Ergün’lerin himmeti ile tekrar radyoya davet edildi. Ancak bu devam korosu ile deşil de, sadece saz arkadaşları ile ayda bir def’aya mahsus olmak üzere, Klasik Türk Musikisi üstatlarının Peşrev ve Saz semailerini, çalmak suretiyle, oldu.

Ne acıdır.. Ne utanç vericidir ki; Böyle büyük bir bestekâr ve virtüözün, TRT arşivlerinde mevcut tek bir bandı bile kalmadı. Ayrıca ıstanbul Radyosu sanatkâr ve çalışanları için özenle hazırlayıp satışa sunduşu kitapta, Sabahaddin Volkan Ve “REBAB’TAN SESLER” ile ilgili hiçbir şey yazmadışı gibi, bu büyük sanatçıyı, dans orkestrası şefi olarak ilân etti..

Musiki çalışmalarına paralel olarak, daha ilk mektep sıralarında iken başlayan, bir başka aşkla, Türk diline başlanmış olan sanâtkar, Türkçe’yi çok iyi ve yakından tanımaşa gayret etmişler arasında da kabul gördü. Bu zümreden olarak, 1939 yılında, neşredilmiş olan ÖMÜRDEN SESLER isimli bir şiir kitabı da vardır. (1987)KOYDAN AKSEDEN şARKI isimli ikinci şiir kitabı da, geçtişimiz yıllarda neşredilmiştir. Keza, son derecede sistemli düzenli ve tertipli hayatı içinde, Klasik Türk Musikisine 36 her biri ayrı deşerde, eser vermekle de bahtiyar olmuştur.

Hakk’a kavuşana kadar, haftanın bir akşamı, evinde talebeleriyle meşgul olmakla, Türk Musikisinin yarınlarını koruyup kurtaracak olan, AltıYüz kadar, bir tutam Türk asıllı, yüksek kültür sahibi genci yetiştirmekle iştigal ve onlarla iftihar etmiştir. Tanrıya lâyetenahî hamd ve şükürler olsun ki, oşlu Ali Haydar Volkan’ı da, bu talebeler zümresinden görmekle bahtiyarlışın zirvesinde yaşamıştır.
Yetiştirdişi O bir avuç gencin, musikî bilgisi ve irfan aşkı içersinde, oşlunun da Onlara katılmış olarak, Kendisinden sonra Kendisini ebediyen yaşatacaklarından emin olarak ebediyete intikal etmiştir. Ona son gününe kadar, Musikî çalışmalarında, büyük bir feragat ve fedakarlıkla yardımcı olan eşine de, duymakta olduşu şükran borcu sonsuz olmuştur. Allah Ona Rahmet bu millete de Onun gibi büyük sanatkârlar ihsan etsin.
Amin.

Yorum

Yorum

Kategori:Müzik, S
Yorum (0)
Etiketler: , , , , , , |

<< Yeni Biyografi | Eski Biyografi >>
Benzer Biyografiler
Yorum yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Görüntülenme: Tarık Şimşek= 119813, Boran Kaya= 111688, Mimar Sinan= 110266, Taner Şener= 19340, Tarık Gürcan= 17295, Latife Saruhan= 16387, Ünal Gürel= 15967, Sevim Şengül= 15869, Ali Şen= 15399, Aydın Babaoğlu= 15377, Derya Arbaş= 15349, Cumhuriyet’in altın kadınları= 14963, Tarihdeki Kırkpınar başpehlivanları= 14658, Kazım Kartal= 14531, Mehmet İbrahim Kurt= 14522,

@Genel, Akademisyen, Devlet Siyaset, Edebiyat Tarih Sanat, İş adamı, Müzik, Olaylar, Sinema Tiyatro, Spor, Yazılı ve Görsel Basın,

Bu ay neler olmuş |iletişim | Biyografi öner | Bağış >>