Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız  #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti….. Unutmadık | Unutmayacağız | Hep Hatırlayacağız #unutmayacağız | Kimler Geldi Kimler Geçti…..

24-Nov-2017
Toplam: 1848 biyografi

Süleyman Nazif

Kategori Edebiyat Tarih Sanat
Dogum Tarihi 00.00.1870
Ölüm Tarihi 04.01.1927
Öleli tam 20 gün 10 ay 90 yil Olmus :(
Görüntülenme: 1.189
Paylaş

Biyografisi


Süleyman Nazif (1870 Diyarbakır – 4 Ocak 1927 İstanbul)Servet-i Fünun dönemi Türk şairi, yazarı ve devlet adamıdır.Eğinli Said Paşa’nın oğlu… Babası şair ve tarihçi Said Paşa, dedesi Süleyman Nazif Efendi, büyük dedesi İbrahim Cehdi Efendi, devirlerinin değerli ilim ve edebiyat mensuplarından idiler. Farsça’yı babasından, Arapça’yı Muş müftüsü Emin Efendi’den Fransızca’yı da Aleksandır Gregoryan’dan öğrenmiştir.

Osmanlı ve erken cumhuriyetin önemli Türk aydınlarındandır. Öğrenimini özel yollardan gerçekleştirdi. II. Abdülhamit yönetimine karşı mücadale edebilmek için 1887’de Paris’e kaçmak zorunda kaldı, sekiz ay sonra döndü. II. Abdülhamit tarafından vilayet mektupçusu sıfatıyla Bursa’da ikamete memur edildi (1897-1908). Bu dönemde Mısır’da İmzasız Risaleler’i yayınlanmış, ve Servet-i Fünun’a da İbrahim Cehdi müstearı ile yazılar göndermişti. 1908’de İstanbul’a döndü. Daha sonra İttihad ve Terakki (Birleşme ve Yükselme) Fırkası (Partisi)’ne üye oldu.

II. Meşrutiyet’ten sonra Basra (1909), Kastamonu (1910), Trabzon (1911) valiliklerinde bulundu. 1912’de Hak Gazetesi’ni çıkardı. 1913’de Musul ve 1914’de Bağdat valilikleri yaptı.

1915’te devlet memurluğundan ayrılıp tüm zamanını yazarlığa ayırdı. 1918’de Cenap Şahabettin ile birlikte Hadisat Gazetesi’ni çıkardı. Hadisat Gazetesi’nde İstanbul’u işgal eden emperyalistleri uyararak halkın böyle bir işgali kaldıramayacağını söyledi. İstanbul’un işgalini sert dille eleştirince İngilizler tarafından Malta adasına sürüldü. Orada 20 ay kadar kaldı. Dönüşünde bir süre daha yazmaya devam etti. 1927’de zatürreden öldü. Cenaze giderleri, Türk Hava Dergisine yaptığı bir çok yazı yardımlarının yüklediği manevî bir borçla Türk Hava Kurumu tarafından karşılandı. Süleyman Nazif’in cenazesi, belediye cenaze arabasıyla Ayasofya’ya getirildi. Namazı orada kılındıktan sonra Edirnekapı dışında toprağa verildi. Kabri İstanbul Belediyesi’nce yaptırıldı. Daha sonra vefat eden büyük Türk şairi Mehmet Akif’te hemen yanı başına defnedilmiştir.

Edebi Kişiliği [değiştir]
Süleyman Nazif sanat hayatı süresince Namık Kemal’in etkisinde kalıp onun geleneğini devam ettirmiştir. Nazif, Servet-i Fünun topluluğunun uzaktan katılan bir üyesidir, estetik ve sanat anlayışı bakımından da topluluktan farklıdır. Sanat anlayışı, ülkücülük ve yurtseverlik bakımından Ahmet Hikmet Müftüoğlu’na benzese de görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Ahmet Hikmet’in Türkçülük’e ve duru Türkçe’ye yönelik duruşuna karşılık S. Nazif Osmanlı’dır.

Nazif duru ve yalın Türkçe’ye karşıdır ve dili Tanzimat edebiyatçılarından bile daha süslüdür. Bu dilin anlaşılabilirlikten uzak olması onun eserlerinin gün geçtikçe geçerliliğini zedelemesine neden olur. Buna rağmen anlatımı kuru değil ahenklidir. Milletsever bir edebiyatçı olduğundan kuşku olmayan Nazif, oldukça tutucudur. Milletsever oluşundan dolayı sanıtında daima ulusal sorunlara yönelmiştir.

S. Nazif sanat hayatını iki döneme ayırırsak, birinci döneminde daha çok nazımla ilgilenirken, ikinci dönemince nesre ağırlık vermiştir. İlk dönem şiirinde toplumsal içerikli ve özgürlükçü bir düşünceyi savunan Nazif’in Servet-i Fünun topluluğuna katılması da bu düşünceyle gerçekleşti. Manzum eserlerinde hem iç yapı hem dış yapı bakımından belirli bir yol ve sistem izlemiştir. Şiirlerinde ağırlık noktası yurt ve ulus konularıdır. Manzum eserlerinde kaside, gazel, Mesnevi ve sone olmak üzere her türlü şekli denemiştir.

Nesirleri genellikle sohbet, makale, etüd ve incelemelerden ibarettir ve toplum, ulus ve bilime dayanır. Süleyman Nazif nesrinde çok kuvvetli bir ahenk vardır. Cenap Şehabettin, hiçbir düzen olmaksızın, istediği gibi hareket eden sözler silsilesini nesir zaneddenlerin aldandığını, her sanat dalı gibi nesrin de bazı ahenk kurallarıyla oluşturulması gerektiğini, başıboş bir nesrin edebi olamayacağını, nesrin de bir aruzu olduğunu görünmeyen birinin Süleyman Nazif’e telkin ettiğini düşünür. C. Şehabettin bu düşüncelerini 8 Şubat 1927 tarihli Güneş dergisinde çıkan bir makalesinde yazmıştır.

Süleyman Nazif nesirde ahengi oluşturabilmek için nazmın şartlarından daha başka bir musiki şekli gerektiğini savunuyordu. Fakat dilimizde her cümlenin sonuna bir fiil getirme zorunluluğu olması ahenk oluşturmaya engel teşkil ediyordu. Fiiller, cümlenin temel direği olduğundan onları istediği gibi kullanmak kolay olmuyordu. Nazif ahenk namına yeniliğe bu noktada başladı. Fiilleri zaman ve şekil bakımından çeşitlendirdi. S. Nazif’e göre “Güneş gibi parlak ve yaz gibi sıcak bir şiir cümlesi gibi, Sivrisineklerden kurtulmak için Erenköy’den kaçtım. cümlesi de ahenkli idi. Ona bir cümledeki ism-i faillerin tekrarı tahammülsüz gelirdi.

Süleyman Nazif’in dostu Doktor Abdullah Cevdet, bir makalesinde, Nazif’in hemen hemen bütün manzumelerinde şebap kelimesinin olduğunu , bu kelimenin onun ilham kaynağı olduğunu söylüyor. Yine Abdullah Cevdet’in tabiriyle, o aslanlarla oynatıp onlara hakim olan bir cambaz gibi en vahşi kelimelerle oynamayı seviyordu.

Nazif’in şiiriyle nesri arasında tezatlar vardır. Nazif şiirinde incedir, hafif vezinler seçer. Kısa sonnetler yazar, aruzu peltektir ve mısralarına hakim olamaz. İsmail Habip Bey bir makalesinde onun nazmının ahengini, avuca alınmış suyun parmakların arasından akıp gitmesi olarak tabir eder. Nesirde ise Nazif, cümlelerine tamamen hakimdir.

Süleyman Nazif doğulu zihin yapısıyla kurallarına sağlam bir şekilde uyan bir edebiyatçıdır. Kelimeler arasında sınıf farkının olduğuna inanarak kelimeleri iki sınıfa ayırır. Birinci sınıfa süfli olarak nitelendirdiği kelimeleri dahil ederdi. Herkesin kolayca söyleyip anladığı bu kelimeleri kullanmazdı. İkince sınıf asil kelimeleri içerir. Bu sınıfa, tarihe, coğrafyaya, felsefeye ait kelimeleri dahil ederdi.

Süleyman Nazif’in dikkat çekici bir özelliği de elifba içerisinde en çok ‘a’ harfine tutkun olmasıdır. Kullandığı kelimeler arasında bu harfin çokluğu göze çarpar. Ahmet Haşim Bey ‘Son Şarkı’ isimli yazısında onun bu ‘a’ içeren kelimelerini ima ederek Onu okuyan adam bağıran bir adamı dinliyordum zanneder demiştir. Nazif’in eserlerinde kadın kelimesinin yer almamasının sebebi de cinsi tutkulara yer vermemesidir.

Süleyman Nazif kişisel hayatında olduğu gibi eserlerinde de heyecanlı, sevdiğini ölçüsüz yücelten, sevmediğini de ölçüsüz küçülten bir edebiyatçımızdır.

Başlıca eserleri [değiştir]
Gizli Figanlar (Şiirler, 1908),
Batarya ile Ateş (1917),
Firakı Irak (Irak’tan Ayrılış, Şiirler, 1918),
Fuzuli (1920),
Tarihin Yılan Hikayesi (1922),
Çal Çoban Çal (1922),
Malta Geceleri (1924),
Mehmet Akif (1924),
Hz. İsa’ya Açık Mektup[1] (1924),
İki Dost (1926),
El-Cezire mektupları,
Mâlum-u İlâm,
Victor Hugo’nun Mektubu,
Boş Herif,
Süleyman Paşa,
İki İttifakın Tarihçesi,
Batarya İle Ateş,
Asitanı Tarihte,
Pierre Loti Hitabesi,
Namık Kemal,
Tarihin İsyan Hikayesi,
Nasırüddin Şah ve Babiler (1923)
Mehmed Akif,
Çalınmış Ülke,
İmana Tasallût,
Külliyat-ı Ziya Paşa,
Kafir Hakikat,
İki Dost,
Fuzuli,
Lübnan Kasrı’nın Sahibesi,
Yıkılan Müessese.

Süleyman Nazif’in vecizeleri [değiştir]
Süleyman Nazif çok bilinmese de sivri dilli bir yazardır aynı zamanda. Birkaç örnek:

Malta Sürgünleri’nin arasında kimler yok ki? Rauf Orbay, Cevat Çobanlı, Ziya Gökalp, Cemal Mersinli, Ali Fethi Okyar, Enver Paşa’nın babası, Süleyman Nazif….

Malta sürgünleri Malta’ya giderken, Süleyman Nazif, Enver Paşa’nın pederinin yanına oturur. Birlikte muhabbet ederlerken şu sözler sarfedilir:

S.N. – Amca sana bir İngiliz hatun bulalım mı? E.P.B. – Niye evladım?

S.N. – Türk eşinden olan oğlun koskoca Devlet-i Osmaniye-i Ali’yi batırdı da. İngiliz eşinden olan oğlun da Britanya’yı batırsın, hepimiz kurtulalım.

E.P.B. – Niye böyle söylüyorsun evlat? Ben ömrümde harama uçkur açmadım.

S.N. – Keşke helalede açmasaydın.

Bir genç Abdullah Cevdet hakkında “alçak” der.

S.N. – Ona kimse alçak diyemez!

Genç – Ama siz daha geçen hafta neler demiştiniz?

S.N. – Alçağın bile bir hududu vardır,bu herif düpedüz çukur.

Süleyman Nazif Bağdat valisiyken kendisine ordu komutanlığından bir telgraf gelir:

– Acil 10.000 okka çay temin ediniz

Süleyman Nazif’in cevabı:

– Çin İmparatoruna gönderdiğiniz bir telgraf yanlışlıkla vilayetimize gelmiştir. Malumatınıza…

Malta sürgününden dönen Süleyman Nazif, Ahmet Haşim’e başından geçenleri anlatır.

Ahmet Haşim – Orada et veriyorlar mı?

S.N. – Ne eti! Verdikleri konserveler Pastör’lü yıllardan kalma!

Ahmet Haşim kızdırmak için şunu sorar:

A.H. – İnsan eti mi?

S.N. – İnsan etini başkasına yedirirler mi?

Yorum

Yorum

Kategori:Edebiyat Tarih Sanat
Yorum (0)
Etiketler: , , |

<< Yeni Biyografi | Eski Biyografi >>
Benzer Biyografiler
Yorum yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Görüntülenme: Tarık Şimşek= 119833, Boran Kaya= 111690, Mimar Sinan= 110281, Taner Şener= 19347, Tarık Gürcan= 17299, Latife Saruhan= 16388, Ünal Gürel= 15974, Sevim Şengül= 15872, Ali Şen= 15405, Aydın Babaoğlu= 15379, Derya Arbaş= 15353, Cumhuriyet’in altın kadınları= 14966, Tarihdeki Kırkpınar başpehlivanları= 14661, Kazım Kartal= 14535, Mehmet İbrahim Kurt= 14526,

@Genel, Akademisyen, Devlet Siyaset, Edebiyat Tarih Sanat, İş adamı, Müzik, Olaylar, Sinema Tiyatro, Spor, Yazılı ve Görsel Basın,

Bu ay neler olmuş |iletişim | Biyografi öner | Bağış >>