Ayasofya camiden müzeye dönüştürüldü - Kimdir? Biyografisi? Ölüm Tarihi? Doğum Tarihi? Nereli?
Ayasofya camiden müzeye dönüştürüldü nereli? Doğum Tarihi? Ölüm Tarihi?

Ayasofya camiden müzeye dönüştürüldü

Doğum Tarihi: 00.00.0532
Ölüm Tarihi: 10.07.2020
Öldügünde 1488 yaşındaydı.
Öleli tam: 0 yıl, 0 ay, 27 gün olmuş.

Doğum Yeri: İstanbul

Ayasofyanın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını, 86 yıl sonra tarihte bugün Danıştay iptal etti. Ayasofya müze statüsünden çıkarılıp ibadete açıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aynı gün saat 20:53te Millete Sesleniş konuşması yaptı. Ayasofyada ilk namazın 24 Temmuzda kılınacağını açıklandı


AYASOFYA NE ZAMAN İNŞA EDİLDİ?

Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında İstanbulun tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup 1453 yılında İstanbulun Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılından 2020 yılına kadar müze olarak hizmet vermiştir. 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle tekrar cami statüsü kazanmıştır.

Ayasofya, mimari bakımdan merkezî planı birleştiren kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.

Ayasofya adındaki aya sözcüğü kutsal, azize, sofya sözcüğüyse herhangi bir kimsenin adı olmayıp Eski Yunancada bilgelik anlamındaki sophos sözcüğünden gelir. Dolayısıyla aya sofya adı kutsal bilgelik ya da ilahî bilgelik anlamına gelmekte olup Ortodoksluk mezhebinde Tanrının üç niteliğinden biri sayılır. 6. yüzyılın ünlü bilim adamları, fizikçi Miletli İsidoros ve Trallesli matematikçi Anthemiusun yönettiği Ayasofyanın inşaatında yaklaşık 10.000 işçinin çalıştığı ve I. Justinianusun bu iş için büyük bir servet harcadığı belirtilir. Bu çok eski binanın bir özelliği, yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olmasıdır.

Bizans döneminde Ayasofya, büyük bir kutsal emanetler zenginliğine sahipti. Bu emanetlerden biri de 15 metre yüksekliğindeki gümüş ikonostasisti. Konstantinopolis Patriğinin patrik kilisesi ve Ortodoks Kilisesinin bin yıl boyunca merkezi olan Ayasofya, 1054 yılında Patrik I. Mihail Kirulariosun Papa IX. Leo tarafından aforoz edilmesine şahitlik etmiş olup bu olay, genel olarak Schismanın, yani Doğu ve Batı kiliselerinin ayrılmasının başlangıcı sayılır.

1453te kilise camiye dönüştürüldükten sonra Osmanlı sultanı Fatih Sultan Mehmetin gösterdiği hoşgörüyle mozaiklerinden insan figürleri içerenler tahrip edilmemiş (içermeyenlerse olduğu gibi bırakılmıştır), yalnızca ince bir sıvayla kaplanmış ve yüzyıllarca sıva altında kalan mozaikler, bu sayede doğal ve yapay tahribattan kurtulabilmiştir. Cami, müzeye dönüştürülürken sıvaların bir kısmı çıkarılmış ve mozaikler yine gün ışığına çıkarılmıştır. Günümüzde görülen Ayasofya binası, aslında aynı yere üçüncü kez inşa edilen kilise olduğundan Üçüncü Ayasofya olarak da bilinir. İlk iki kilise isyanlar sırasında yıkılmıştır. Döneminin en geniş kubbesi olan Ayasofyanın merkezî kubbesi, Bizans döneminde birçok kez çökmüş, Mimar Sinanın binaya istinat duvarlarını eklemesinden itibaren hiç çökmemiştir.

AYASOFYANIN ÖZELLİKLERİ

15 yüzyıl boyunca ayakta duran bu yapı sanat tarihi ve mimarlık dünyasının baş yapıtları arasında yer alır ve büyük kubbesiyle Bizans mimarisinin bir simgesi olmuştur. Ayasofya diğer katedrallere kıyasla şu özellikleriyle ayırt edilir:

Dünyanın en eski katedralidir.
Yapıldığı dönemden itibaren yaklaşık bin yıl boyunca (1520de İspanyadaki Sevilla Katedralinin inşaatı tamamlanana dek) dünyanın en büyük katedrali unvanına sahip olmuştur. Günümüzde yüz ölçümü bakımından dördüncü sırada gelmektedir.
Dünyanın en hızlı (5 yılda) inşa edilmiş katedralidir.
Dünyanın en uzun süreyle (15 yüzyıl) ibadet yeri olmuş yapılarından biridir.
Kubbesi eski katedral kubbeleri arasında çapı bakımından dördüncü büyük kubbe sayılmaktadır.

AYASOFYANIN CAMİ DÖNEMİ

İstanbulun 1453te Osmanlı Türkleri tarafından fethinden sonra, fethin sembolü olarak, derhal Ayasofya Kilisesi camiye dönüştürülmüştür. O sıralarda Ayasofya harap bir haldeydi. Bu durumu Kordoba soylusu Pero Tafur ve Florentine Cristoforo Buondelmonti gibi Batılı ziyaretçilerce betimlenmektedir. Ayasofyaya özel bir önem veren Fatih Sultan Mehmet kilisenin derhal temizlenip camiye çevrilmesini emretti, fakat adını değiştirmedi. İlk minaresi onun döneminde inşa edilmiştir. Osmanlılar bu tür yapılarda taş kullanmayı tercih etmekle birlikte minarenin hızla inşa edilebilmesi amacıyla bu minare tuğladan yapılmıştır.Minarelerden biri de sultan II. Bayezid tarafından eklenmiştir. 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman fethettiği Macaristandaki bir kiliseden Ayasofyaya iki dev kandil getirtmiştir ki, günümüzde bu kandiller mihrabın iki yanında yer alırlar.

II. Selim döneminde (1566-1574) yorgunluk ya da dayanıksızlık belirtileri gösterdiğinde, bina, dünyanın ilk deprem mühendislerinden biri sayılan Osmanlı baş mimarı Mimar Sinan tarafından eklenen dış istinat yapılarıyla (payanda) takviye edilerek, son derece sağlamlaştırılmıştır. Günümüzde binanın dört tarafındaki toplam 24 payandanın bir kısmı Osmanlı dönemine, bir kısmı Doğu Roma İmparatorluğu dönemine aittir. Bu istinat yapılarıyla birlikte, Sinan ayrıca, kubbeyi taşıyan payeler ile yan duvarlar arasındaki boşlukları kemerler ile besleyerek kubbeyi iyice sağlamlaştırmış ve binaya iki geniş minare (batı kısmına), hünkar mahfili ve II. Selimin türbesini (güneydoğu kısmına) eklemiştir (1577). III. Muratın ve III. Mehmedin türbeleri ise 1600lerde eklenmiştir.

Ayasofya binasının içine Osmanlı döneminde eklenen diğer yapılar arasında mermerden minber, hünkar mahfiline açılan galeri, müezzin mahfili (mevlit balkonu), vaaz kürsüsü sayılabilir. III. Murad Bergamada bulunmuş, helenistik dönemden kalma (MÖ IV. yüzyıl), bektaşi taşından yapılma iki küpü Ayasofyanın ana nefine (ana salon) yerleştirmiştir. I. Mahmud 1739da binanın restore edilmesini emretti ve bir kütüphane ile binanın yanına (bahçesine) bir medrese, bir imarethane ve bir şadırvan ekletti. Böylece Ayasofya binası, civarındaki yapılarla birlikte bir külliyeye dönüştü. Bu dönemde ayrıca yeni bir sultan galerisi ve yeni bir mihrap yapıldı.

Ayasofyanın Osmanlı dönemindeki en ünlü restorasyonlarından biri sultan Abdülmecitin emriyle İsviçre İtalyanı olan Gaspare Fossati ve kardeşi Giuseppe Fossatinin nezaretinde 1847 ile 1849 yılları arasında yapılmıştır.Fossati kardeşler, kubbe, tonoz ve sütunları sağlamlaştırdı ve binanın iç ve dış dekorasyonunu yeniden elden geçirdi. Üst kattaki galeri mozaiklerinin bir kısmı temizlendi, çok tahrip olanları ise sıvayla kaplandı ve altta kalan mozaik motifleri bu sıva üzerine resmedildi. Işıklandırma sistemini sağlayan yağ lambası avizeleri yenilendi. Kazasker Mustafa İzzed Efendinin (1801-1877) eseri olan, önemli isimlerin hat sanatıyla yazılı olduğu yuvarlak dev tablolar yenilenip sütunlara asıldı. Ayasofyanın dışına yeni bir medrese ve muvakkithane inşa edildi. Minareler aynı boya getirildi. Bu restorasyon çalışması bittiğinde Ayasofya Camii 13 Temmuz 1849da gerçekleştirilen bir törenle yeniden halka açıldı. Ayasofya külliyesinin Osmanlı dönemindeki diğer yapıları arasında sıbyan mektebi, şehzadeler türbesi, sebil, sultan Mustafa ve sultan İbrahim türbesi (önceden vaftizhane) ve hazine dairesi sayılabilir.

Ölüm nedeni: cami | E

Kategori: Blog

Rastgele Profil: Adnan Azar, İzzettin Ökte, Kemalettin Tuğcu, Ocak Ayında Kaybettiklerimiz , Trabzonspor için hayatını kaybedenleri her zaman kalbimizde yaşatacağız., Cüneyt Koryürek, Sadık Türken, Toto Karaca,

PAYLAS:          



Posta Kutuma Gelsin

#unutmayacağız Özetini, HER GÜN, ücretsiz almak, son dakika olaylarından, yeniliklerden haberdar olmak ister misin? Posta Kutusunu Ücretsiz kaydol ve gelişmeleri takip et ...!