Doğan Heper - Kimdir? Biyografisi? Ölüm Tarihi? Doğum Tarihi? Nereli?
Doğan Heper nereli? Doğum Tarihi? Ölüm Tarihi?

Doğan Heper

Doğum Tarihi: 00.00.1937
Ölüm Tarihi: 09.06.2017
Öldügünde 80 yaşındaydı.
Öleli tam: 3 yıl, 0 ay, 26 gün olmuş.

Doğum Yeri: İstanbul

Doğan Heper (d.1937, İstanbul - ö. 9 Haziran 2017, İstanbul), Türk gazeteci ve köşe yazarıdır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsünden mezun oldu.

1964te Abdi İpekçinin isteği ile Milliyet (gazete) si kadrosuna katıldı. Milliyet (gazetesi) nde 53 yıl görev yapan gazeteci Doğan Heper ayrıca Doğan Medya Grubu bünyesinde yayın konseyi üyeliği görevini de üstlenmiş İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsünde ve İletişim Fakültesinde dersler vermiştir.

Gazetecilik yaşamı ve hayatını anlattığı 2014te yayınladığı Milliyetle 50 yıl adlı birde kitabı bulunan Doğan Heper müzdarip olduğu rahatsızlığı nedeniyle 9 Haziran 2017de İstanbulda 80 yaşında öldü. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.[1]

 

Hastalık geliyorum demez
Benim ki de öyle oldu.Sabah kalkınca işe gideceğime hastaneye kapağı zor attım.Bir yıldır yüksek tansiyona karşı her gün bir Delix 5mg içiyordum. Arada gazetenin sağlık ocağının güzel hemşiresi tansiyonumu kontrol ediyordu.İşler yolunda görünüyordu.Ta ki o sabaha kadar.Bir sola dönmek istedim bir sağa, yatak odası kim bilir kaç kilometre hızla dönüyordu. Hanım telaş içindeydi, ona sarıldım, dönüş durmadı."Hastane" dedim, o kadar.* * *MEDLİNE ambulans şirketinin aracı Memorial Hastanesinin kapısına geldiğinden ben haberdar değildim.Evden çıkartılırken kendimi kaybetmişim.Bir hafta, on gün önce aynı hastanede kalp muayenesi olduğum için buraya getirilmiştim.Sorunumun kalp değil beyinde olduğu, beyin kanaması geçirdiğim anlaşılınca ailemin isteği üzerine acele ver elini Metropolitan Florence Nightingale ve teslim edildiğim Prof. Dr. Cengiz Kuday olmuş.O zamana kadar yakın ilgisini gördüğüm Dr. Deniz Şener ve Memorial ekibine teşekkür borçluyuz.Tabii hâlâ Prof. Dr. Cengiz Kuday ve ekibine teslimim ve onun sayesinde bugün yine evimdeyim.

* * *ANİ hastalığım sırasında yakın ilgisini gördüğüm Sayın Aydın Doğan ve Sayın Sema Doğana, Sayın Mehmet Ali Yalçındağ ve Sayın Arzuhan Yalçındağa, Sayın Hanzade Doğan ve Sayın Vuslat Sabancıya teşekkür ederim.Gelerek ve mesajla geçmiş olsun dileğinde bulunan bakan, milletvekili, vali, belediye başkanı, bürokrat, oda temsilcileri, öğretim üyesi dostlarımın ilgilerine sonsuz teşekkürlerimi sunarım.Ziyaretime gelen, telefonla arayan, çiçek yollayan Milliyet gazetesindeki çalışma arkadaşlarıma, bütün meslektaşlarıma, özellikle Sedat Ergine, aileme, dostlarıma ve okuyucularıma şükranlarımı arz ederim.Hasan Pulur, Melih Aşık ve Emre Aköze hasta yatağımda beni çok duygulandıran cümlelerinden dolayı teşekkürlerimi ayrıca belirtmeyi bir görev sayarım.Öğrencilerimin dualarını ve iyi temennilerini eksik etmediklerini bilerek hepsinin gözlerinden öperim. "NE oldum" dememeli, "Ne olacağım demeli". Gazetedeki anketlere göre Ermeniler Türklerle, Türkler Ermenilerle evlenmek istemiyor.Sebep kötü anılar.Oysa kötü günleri unutmak ülkelerin ve toplulukların geleceği için önemli.Kötü anılar tarihçileri ilgilendirir, gelecek ise bizi, yani insanları.İnsanlığı düşünenlerin bu evlenme yasağını (!) unutmalarında yarar var.

ERMENİ İLE YASAK MI? HUKUKTA O zamanki Yargıtay 1. Başkan Vekili Mater Kaban, adli yıl açılış konuşmasında hukuk eğitimine de değindi.Öncelikle hukukçuların yabancı dil eksikliği üzerinde durdu. "Avrupa ile hukuki entegrasyon için lisan öğrenme olanağının yargı mensuplarına sağlanmasını" istedi..."Hukuki bilgi eksikliği giderilmeli. Meslek öncesi ve meslek içi eğitime önem verilmeli", dedi.O gün biz de bu konunun üzerinde durduk.Geçen gün de açılan sınava üç bin beş yüz hukuk mezunu girdi. Sadece üç yüz yirmisi barajı geçebildi.Vakıf üniversitelerinin hukuk fakültelerinden sınava giren adayların hiçbiri barajı geçecek puanı elde edemedi.Adalet Bakanı Cemil Çiçek, hukuk fakültelerinin içler acısı durumunu görerek YÖKe toplantı çağrısı yaptı.Bir zamanlar hukuk fakültelerine girmek kolay, çıkmak zordu. Zaten, topu topu iki fakülte mevcuttu.İstanbul Hukukta her yıl beş dersin üçünden iyi alma zorunluluğu vardı. Sınavlar aynı dersten yazılı ve sözlü olarak iki kez yapılır, sözlüde kalanın yazılısı da yanardı. Eğitim tam gündü. Öğleden sonra genellikle pratik olurdu. Dersleri boş veren hoca yoktu. Hâlâ isimleri yaşayan o ünlü profesörler genellikle yanlarında doçent ve asistanlarıyla derse girerdi.Yani hukuk diploması aslanın ağzındaydı. Ama mezun olan da hukukçu gibi hukukçu olurdu.Bugün mantar gibi hukuk fakültesi bitiyor. Sayı 34e vardı. Ama çoğunda yeterli kadro yok. Hukuk toplumun gerisine düştü. Tıkandı.Barolar bu konuda inisiyatifi ele almalı. İyi bir hukuk eğitimi için çare üretmede üniversitelerle işbirliği içinde olmalı. İçler acısı durum ÇIRAK Kanal Ddeki "Çırak" iyi bir program.Yalnız o program da gösteriyor ki başarılı olmak, bir alanda eğitim görmek kadar o alanda deneyim sahibi olmaya da bağlı.Bu hafta özellikle erkekler lokantacılıkta başarısız oldular.Günlük satışı yüzde 11 artırarak kızların gerisinde kaldılar.Bekleneni elde edememeleri deneyim eksikliğiyle izah edilebilirdi.
dheper@milliyet.com.tr Eğitim ve deneyim

 

Ölüm nedeni: beyin kanaması | E

Kategori: Yazılı ve Görsel Basın

Rastgele Profil: Necmi Tanyolaç, Ahmet Mete Işıkara, Kani Karaca, Recep Bilginer, Ercivan Saydam, Mustafa Irgat, Nezihe Viranyalı, Gazneli Mahmut,

PAYLAS:          



Posta Kutuma Gelsin

#unutmayacağız Özetini, HER GÜN, ücretsiz almak, son dakika olaylarından, yeniliklerden haberdar olmak ister misin? Posta Kutusunu Ücretsiz kaydol ve gelişmeleri takip et ...!