Nazım Hikmet

Ölüm Nedeni: kalp krizi
Öleli tam: 121 yıl, 0 ay, 18 gün olmuş.
Öldügünde: 0 yaşındaydı.

Nâzım Hikmet Ran (d. 20 Kasım 1901[1], nüfusta kaydı 15 Ocak 1902[1][2], Selanik – ö. 3 Haziran 1963, Moskova) Türk şair ve oyun yazarı.

1902 – 15 Ocak’ta Selânik’te dünyaya gelir.

1913 – «Feryad-ı Vatan» başlığını taşıyan ilk şiirini yazar. Galatarasay Sultanisi’nde ortaokula başlar.

1914 – Ekonomik nedenlerle Nişantaşı Sultanisi’ne geçer.

1917 – Bahriye Mektebi’ne girer.

1918 – İlk kez bir şiiri yayınlanır. Yeni Mecmua’da yayınlanan bu ilk şiiri «Hala Servilerde Ağlıyorlar mı?» başlığını taşır.

1920 – Bahriye’yi bitirmesine birkaç ay kala sağlık nedeniyle ayrılmak zorunda kalır. İstanbul işgal altındadır. Arkadaşı Vâ-lâ ile birlikte gizlice Anadolu’ya geçer. Ankara Hükümeti tarafından Bolu’ya öğretmen olarak atanır.

1921 – Azerbaycan üzerinden Moskova’ya gider. Devrimin ilk yıllarına tanık olur. Ekonomi politik öğrenimi görür. Sanat çalışmalarına katılır.

1924 – Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı «28 Kânunisani» sahnelenir. 12 Mart günlü Pravda’da, bu gösteri övgüyle yer alır. Türkiye’ye döner ve Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar.

1925 – Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde, gizli örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle yokluğunda yargılanarak «onbeş yıl küreğe konulma cezası» verilir. Bu durum onun ülkeden ayrılmasına yol açar. Moskova’ya gider.

1926 – Viyana’ya geçerek ileride suçlanmasına konu olacak «parti» toplantısına katılır. Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle, «küreğe konulma» cezası ortadan kalkar.

1927 – Katılmış olduğu «Viyana Konferansı» nedeniyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde yokluğunda yargılanır. Üç ay hapis, cezası verilir.

1928 – Yurda dönmek üzere Moskova’daki Büyükelçiliğe başvurur. Pasaport almak istemektedir. Ancak kendisine yanıt verilmez. Bunun üzerine gizlice sınırı geçerse de Hopa’da yakalanır. İstanbul üzerinden Ankara’ya götürülür. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde, daha önce yokluğunda yapılan yargılamalar yinelenir. Üç ay hapis cezası verilir. Cezaevi’nde geçirdiği süre gözönüne alınarak serbest bırakılır.

1929 – Resimli Ay Dergisi’nde çalışır. İlk şiir kitabı «835 Satır» yayınlanır. Bunu diğerleri izler.

1930 – «Sesini Kaybeden Şehir» başlıklı şiiri için dava açılır. Yargıtayca aklanır.

1931 – «1 + 1 = 1», «835 Satır», «Jokond ile Si-Ya-U» ile bir kez daha «Sesini Kaybeden Şehir» ve «Varan 3» adlı kitapları hakkında dava açılır. Hepsinden aklanır.

1932 – «Kafatası» oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahneye konur.

1933 – «Gece Gelen Telgraf» şiirinden dolayı yargılanır. Altı ay üç gün hapis cezası verilir. Babası bir kaza sonrası ölür. Onun ölümü üzerine «Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye» başlıklı şiiri yazar. Şiirde babasının patronu Süreyya Paşa’ya hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılır. Bir yıl hapis, 200 lira para cezasına çarptırılır. Bu sıralarda «gizli örgüt» kurduğu savıyla Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan ayrı bir davada idamı istenir. Dört yıl ağır hapisle cezalandırılır.

1934 – Cumhuriyetin 10. yılı nedeniyle çıkarılan af yasasından yararlanır. Serbest bırakılır.

1936 – Gizli örgüt kurmak ve yönetmek savıyla yargılanır ve aklanır.

1937 – «Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı» yayınlanır.

1938 – Askeri öğrencileri isyana teşvik gerekçesiyle «Harp Okulu» ve orduyu isyana teşvik suçlamasıyla da «Donanma» davaları açılır. Toplam 28 yıl 4 ay ağır hapisle cezalandırılır.

1941 – Bursa’da «Memleketimden İnsan Manzaralarını yazmaya başlar.

1943 – Cezaevi arkadaşı Orhan Kemal tahliye olur. Balaban’ın resim çalışmalarına yardımcı olur, yetişmesini sağlar.

1944 – Karaciğer ve kalp rahatsızlıkları başlar.

1949 – Basında haksız mahkûmiyetine ilişkin yazılar artmaya başlar. Ahmet Emin Yalman, Vatan Gazetesi’nde «Tevfîk Fikret ve Nâzım Hikmet» başlığını taşıyan bir yazı yayınlayarak dikkatleri Nâzım’ın haksız mahkûmiyetine çeker.

Nazım Hikmet1950 – Yurt içinde ve dışında çeşitli kuruluşlarca «Nâzım’a özgürlük Kampanyaları» açılır. Meclis’in, gündeminde bulunan Af Kanunu’nu çıkarmadan tatile girmesi üzerine Nâzım, 8 Nisan’da grevine başlar. Aynı gün, Bursa’dan İstanbul’a Paşakapısı Cezaevi’ne götürülür. 23 Nisan’da grevini avukatlarının isteği üzerine geçici olarak durdurur. Ağır hastadır. Doktorlar üç ay bir hastanede tedavi görmesi gerektiğini belirtirler. Ancak durumunda hiç bir değişiklik olmayınca 2 Mayıs’ta yeniden greve başlar. Açlık grevi kamuoyunda büyük yankı uyandırır. İmza kampanyaları başlatılır. «Nâzım Hikmet» adlı bir dergi çıkarılır. 9 Mayıs’ta annesi Celile Hanım, 10 Mayıs’ta şair Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat açlık grevine başlarlar. 14 Mayıs seçimleri sonucunda ortaya çıkan yeni durum üzerine, 19 Mayıs’ta greve ara verir. Çıkarılan Genel Af Kanunu’yla serbest bırakılır. 22 Kasım’da Dünya Barış Konseyi tarafından Pablo Picasso, Paul Robeson, Wanda Jakubowska ve Pablo Neruda‘yla birlikte «Uluslararası Barış Ödülü»nü almaya hak kazandığı açıklanır. Kendisinin katılamadığı törende ödülünü Neruda alacaktır.

1951 – Oğlu Memed dünyaya gelir. Askere çağrılır, 49 yaşında ve hastadır. Üstelik askeri okulda öğrenci olarak geçirdiği sürelerin yasa gereği askerliğe sayılması gerekmektedir. Yaşamına yönelik tehditler üzerine ülkeden ayrılır. 15 Ağustos günlü resmi gazetede, Bakanlar Kurulu kararıyla «yurttaşlıktan çıkarıldığı» duyurulur. Dünya Barış Konseyi’nin bir yıl önce kendisine verdiği «Uluslararası Barış Ödülü»nü, Prag’da düzenlenen bir törende alır.

1952 – Çin’e gider. Ancak hastalanınca gezisini yarım bırakmak zorunda kalır. Enfarktüs geçirmiştir. Dört ay yatar. Bundan sonraki yaşamı artık doktor gözetiminde geçecektir.

1953 – Uluslararası toplantılara katılmayı sürdürür. «Bir Aşk Masalı» oyunu Moskova’da sahnelenir. Bunu diğer oyunlarının sahnelenmesi izler.

1958 – Paris’e gider. Aralarında Aragon ve Picasso’nun da bulunduğu çok sayıda yazar ve sanatçıyla görüşür.

1962 – Sovyet Yazarlar Birliği tarafından 60. Yaş günü kutlanır. Yazarlar Evi’nde düzenlenen gecenin ertesinde Politeknik Müzesi’nde, okuyucuları için ikinci bir toplantı gerçekleştirilir. Salonun tıka basa dolu olduğu gecenin yöneticiliğini İlya Ehrenburg yapar.

1963 – Afrika’ya, Tanganika’ya gider. «Cenaze Merasimim» başlıklı şiirini kaleme alır (Nisan). 3 Haziran sabahı evinde ölür.

Ayrıca bakınız ⇒ Nazım Hikmet Ran’ın Edebi Kişiliği ve Özellikleri

Nâzım Hikmet’in Bütün Eserleri

Nâzım Hikmet‘in ilk şiir kitabı Güneşi İçenlerin Türküsü, 1928’de Bakû’de yayımlandı. Bu kitaptaki şiirler daha sonra Türkiye’de basılan kitaplarında şairin yasaları gözeterek yaptığı bir iki değişiklikle yer aldı.

Türkiye’de 1929-1938 arasında yayımlanan kitapları şunlar:

ŞİİR:

835 Satır (1929)
Jokond ile Sİ-YA-U (1929)
Varan 3 (1930)
1+1=1 (1930)
Sesini Kaybeden Şehir (1931)
Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932)
Gece Gelen Telgraf (1932)
Portreler (1935)
Taranta-Babu’ya Mektuplar (1935)
Simavne Kadısı Oğlu şeyh Bedreddin Destanı (1936)
Tiyatro:

Kafatası (1932)
Bir Ölü Evi (1932)
Unutulan Adam (1935)
Diğer:

Şeyh Bedreddin Destanına Zeyl, Millî Gurur (1936)
İt Ürür Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla fıkralar, 1936)
Alman Faşizmi ve Irkçılığı (inceleme, 1936)
Sovyet Demokrasisi (inceleme, 1936)
1949’da, Nâzım Hikmet cezaevindeyken, Ahmet Halit Kitabevi, Ahmet Oğuz Saruhan takma adıyla La Fontaine‘den Masallar’ı yayımladı. Bu çeviri yapıt dışında, tam 29 yıl Nâzım Hikmet’in kitapları Türkiye’de basılmadı. Ölümünden iki yıl sonra, 1965’te, “Yön” dergisinin Kurtuluş Savaşı Destanı’nı yayımlaması gözüpek bir davranış olarak değerlendirildi. Arkasından, başta İzlem ile Dost Yayınevleri olmak üzere, ilerici yayınevleri, önce şairin sağlığında Türkiye’de basılmış kitaplarını, sonra dış ülkelerde Türkçe olarak yayımlanmış kitaplarını yayınlamaya başladılar. Bu yayınlar sürekli olarak kovuşturmalara uğradı. Bazıları toplatıldı, davalar açıldı.

Piraye ile Nâzım Hikmet’in üvey kardeşi Metin Yasavul’un sahibi oldukları, Memet Fuat’ın yönetimindeki De Yayınevi ise, şairin Bursa Cezaevi’ndeyken basıma hazırlayıp Piraye’ye bırakmış olduğu kitapların yayımına başladı. Bunlar içerde dışarda daha önce basılmamış kitaplardı. Şair ölmeden önce yaptığı konuşmalarda bu kitaplardan bazılarının kaybolmuş olduğunu söylemişti. De Yayınevi’nde birinci basımı yapılan kitaplar şunlar:

Saat 21-22 şiirleri (1965)
Dört Hapisaneden (1966)
Rubailer (1966)
Ferhad ile Şirin (1965)
Sabahat (1965)
Memleketimden İnsan Manzaraları (5 cilt, 1966-1967)
Bütün bu kitapları basıma Memet Fuat hazırlamıştı. Saat 21-22 şiirleri ile Dört Hapisaneden için iki kez mahkemeye verildi, sonuçta beraat etti. Ferhad ile Şirin’in daha önce dışarda yapılmış olan, yarıdan sonrası kaybolduğu için yeniden yazılmış bir basımı vardı. De Yayınevi’nin bastığı şairin Bursa Cezaevi’nde yazdığı asıl metindi. Bulgaristan’da yayımlanan Memleketimden İnsan Manzaraları ise De Yayınevi basımının tekrarıydı.

Bilgi Yayınevi, 1968’de, Cevdet Kudret’in basıma hazırladığı Kuvâyi Milliye’yi yayımladı. Bu Nâzım Hikmet’in cezaevinden çıktıktan sonra İnkılap Kitabevi için hazırladığı Kurtuluş Savaşı Destanı’nın yeni bir düzenlemesiydi. Şair gerçi bu destanı Memleketimden İnsan Manzaraları’nın içine yerleştirmişti, oradan çıkarılıp ayrı olarak yayımlanmasını istemiyordu. Ama cezaevinden çıktıktan sonra gerçek bir özgürlük ortamında olmadığını gördü. Kimse onun yapıtlarını yayımlamayı göze alamıyordu. İnkılap Yayınevi’nin yaptığı öneriyi çok parasız kaldığı bir dönemde kabul ederek Kuvâyi Milliye’yi düzenledi. Ama İnkılap Yayınevi parasını peşin ödediği bu kitabı bile yayımlamaktan çekindi, on yedi yıl sonra, Cevdet Kudret aracılığıyla Bilgi Yayınevi’ne devretti.

Yine 1968’de Bilgi Yayınevi Kemal Tahir’e Mapusaneden Mektuplar’ı; De Yayınevi Cezaevi’nden Memet Fuat’a Mektuplar’ı yayımladılar. İki yıl sonra da Cem Yayınevi Bursa Cezaevi’nden Vâ-Nû’lara Mektuplar’ı yayımladı. 1975’te De Yayınları arasında Memet Fuat’ın Nâzım ile Piraye’si çıktı. Bu kitap Nâzım Hikmet’in Piraye’ye yazdığı mektuplardan bölümler seçerek şairin yaşamıyla şiirleri arasındaki iç içeliği gösteren duyarlı bir çalışmaydı. Mektupların tümü değildi, ama öyle sanıldı. (Yirmi üç yıl sonra, 1998’de, Adam Yayınevi Piraye’ye Mektuplar adıyla Nâzım Hikmet’in cezaevi yılları boyunca Piraye’ye yazdığı mektupların tümünü iki cilt olarak yayımladı.)

1975-1980 arasında Cem Yayınevi Nâzım Hikmet’in Tüm Eserleri dizisini yayımladı. Şerif Hulusi ile birlikte notlar yazarak başladıkları 9 kitaplık bu diziyi, çalışma arkadaşının ölümü üzerine Asım Bezirci yalnız tamamladı.

1980’de Kemal Sülker Yazko Yayınları’nda Nâzım Hikmet’in Bilinmeyen İki şiir Defteri’ni yayımladı.

1988-1990 arasında Adam Yayınevi Nâzım Hikmet’in bütün yapıtlarını 28 kitaplık bir dizide topladı. Dizinin editörlüğünü Memet Fuat, araştırmacılığını Asım Bezirci yaptı. Bugün satışta bulunan bu dizideki kitaplar şunlar:

ŞİİR:

835 Satır (835 Satır; Jokond ile Sİ-YA-U; Varan 3; 1+1=1; Sesini Kaybeden şehir)
Benerci Kendini Niçin Öldürdü (Benerci Kendini Niçin Öldürdü; Gece Gelen Telgraf; Portreler; Taranta-Babu’ya Mektuplar; Simavne Kadısı Oğlu şeyh Bedreddin Destanı; şeyh Bedreddin Destanı’na Zeyl)
Kuvâyi Milliye (Kuvayi Milliye; Saat 21-22 şiirleri; Dört Hapisaneden; Rubailer)
Yatar Bursa Kalesinde
Memleketimden İnsan Manzaraları
Yeni Şiirler
Son Şiirleri
İlk Şiirler
La Fontaine’den Masallar (İlk Şiirler, Nâzım Hikmet’in çocukluk şiirleriyle hece şiirlerini içeriyor. Şair bunların büyük bir bölümünün toplu şiirleri arasına alınmasını herhalde istemezdi. Son kitap takma adla yayımlanan La Fontaine çevirileri.)
OYUN:

Kafatası (Ocak Başında; Kafatası; Bir Ölü Evi; Unutulan Adam; Bu Bir Rüyadır)
Ferhad ile şirin (Yolcu; Ferhad ile şirin; Sabahat; Enayi)
Yusuf ile Menofis (Allah Rahatlık Versin; Evler Yıkılınca; Yusuf ile Menofis; İnsanlık Ölmedi Ya; İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?)
Demokles’in Kılıcı (İstasyon; İnek; Demokles’in Kılıcı; Tartüf – 59)
Kadınların İsyanı (Kadınların İsyanı; Yalancı Tanık; Kör Padişah; Her şeye Rağmen)
ROMAN-ÖYKÜ-MASAL:

Kan Konuşmaz
Yeşil Elmalar
Yaşamak Güzel şey Be Kardeşim
Hikâyeler
Çeviri Hikâyeler
Masallar (Nâzım Hikmet yalnızca Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim adlı romanıyla Sevdalı Bulut adlı masallar kitabını kendi adıyla yayımlamıştı. Ötekiler para kazanmak için acele yazılıp gazetelerde takma adlarla yayımlanmış ürünlerdir.)
YAZILAR:

Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil
Yazılar (1924-1934)
Yazılar (1935)
Yazılar (1936)
Yazılar (1937-1962)
Konuşmalar: (Nâzım Hikmet’in bu kitaplarda yer alan yazılarının büyük çoğunluğu çeşitli takma adlarla gazetelere yazdığı köşe yazılarıdır.)

MEKTUPLAR:

Nâzım ile Piraye
Cezaevinden Memet Fuat’a Mektuplar (1998’de Adam Yayınevi’nin Piraye’ye Mektuplar adıyla iki cilt olarak yayımladığı yapıt da bu bölüme eklenmelidir.)
Ayrıca yine Adam Yayınları arasında Memet Fuat’ın hazırladığı Nâzım Hikmet’in Seçme Şiirler kitabı da yer almaktadır.
(Fotoğraf: Ferhat ile Şirin balesi yaratıcıları (soldan) Yuri Grigoroviç, Arif Melikov, Virsaladzade, Nâzım Hikmet, şef Niyazi Tagizade.

Nazım Hikmet için yapılan aramalar

Nazım Hikmet, Nazım Hikmet biyografi, Nazım Hikmet hayatı, Nazım Hikmet özgeçmişi, Nazım Hikmet hakkında, Nazım Hikmet doğum yeri, Nazım Hikmet fotoğraf, Nazım Hikmet video, Nazım Hikmet resim, Nazım Hikmet kimdir?, Nazım Hikmet kaç yaşında?, Nazım Hikmet kaç yaşında öldü? Nazım Hikmet nereli, Nazım Hikmet memleketi Nazım Hikmet ne zaman ve neden öldü? Nazım Hikmet Ölüm nedeni?

Twitter'de ara: Nazım Hikmet
Google'de ara: Nazım Hikmet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir